Çocuk sahibi olmak bir haktır!!! ancak çocuk istememekte bir haktır! bakabilecek ve onun geleceğini garantileyebilecek kadar çocuk istemek te!!!;bu nedenle amacımız, bir fetüsün(anne karnındaki bebek) oluşmasından önce gebeliğin önlenmesi olmalıdır,oluştuktan sonra kürtajla aldırmak değil!!; bu sebeple "aile planlaması" yöntemlerinden bahsedeceğiz.
1-DOĞUM KONTROL HAPLARI (OKS):
Kadınlarda her ay olan düzenli yumurtlama olayını baskılayarak ve rahim ağzındaki mukus sıvısını kalınlaştırarak sperm geçişini zorlaştırma sonucunda gebeliği önler. bu ilaçlar ailede meme kanseri öyküsü olmayan,damar,kalp hastalığı yada pıhtılaşma bozuklukları olmayan ,sigara kullanmayan(bilhassa 35 yaşından sonra) bayanlarda tercih edilebilinir..düzenli kullanıldığında istenmeyen gebelik riski 1/1000 civarındadır. adetin ilk günü başlanır ve aynı saatlerde 21 gün boyunca alınır daha sonra 7 gün ilaca ara verilir ve 8. gün tekrar yeni kutuya başlanır. doğum kontrol haplarının yumurtalık kanseri ,rahim kanseri ve barsak kanserini önleyebildiği gösterilmiştir. 10 yıldan fazla süre kullanımında meme kanseri riskini çok az oranda arttırdığını gösteren çalışmalar vardır..ilave yararlar olarak adet sancılarını,kıllanmayı ve yumurtalık kistlerini tedavi etme özelliği vardır.kilo artışına neden olan ve olmayan formları mevcuttur. günümüzde çok düşük dozlarda kullanımıyla bu gibi olumlu etkiler sağlayan yeni preparatlar mevcuttur.
2- SPİRAL(RAHİM İÇİ ARAÇ):
Rahimin içine yerleştirilen ve steril inflamasyon(mikropsuz iltihap) yoluyla döllenmiş yumurtanın yerleşmesini önleyebilen bir doğum kontrol yöntemidir. bu sebeple acil doğum kontrol yöntemi olarak da korunmasız cinsel ilişkiden sonra ilk 5 gün içinde yerleştirilerek gebelik oluşumunu önleyebilmektedir.(gebelik oluşma oranı 1/100'dür ve doğum kontrol hapından yaklaşık 10 kat fazladır.) ülkemizde dünyanın aksine en popüler ve en çok kullanılan yöntemdir. hotmonlu (5 yıllık,ismi mirena) ve bakırlı(5 ve 10 yıllık)tipleri piyasada mevcuttur.takılma işlemi uzman ellerde olmalı ve yerleştirildikten sonra ve 1 ay sonra usg ile yerleşimi değerlendirilmelidir. ilk 3 ay kasık ağrısı, ve kanama miktarı ve süresinde artış yapabilir. 3 aydan sonra da adet kanamasının miktar ve süresini 2 katından fazla arttırır ise çıkartılması düşünülmelidir! yan etki olarak aşırı kanamaya bağlı kansızlık(anemi),kasık ve bel ağrıları, rahim ağzında yaralar,akıntı, kadın yollarında ciddi iltihap(pelvik inflamatuar hastalık) ve dış gebelik nedeni olabilmektedir. hormonlu tiplerde kanamayı aksine azalttığın iddia edilmektedir. bu gibi nedenlerle toplumda kullanıldığı sıklık yerine sadece uzman ellerde ve takılması uygun olan doğum yapmış kadınlara( hiç doğum yapmayanlara uygun değildir) uygulanmalıdır.
3-KOL ALTI İMPLANTI(İMPLANON):
Hormonlu doğum kontrol yöntemlerinden biridir.sol kolun üst iç tarafına ve cilt altına cerrahi yolla yerleştirilen 4 cm uzunluğunda ve 0,5 cm eninde bir çubuktur. günlük belli bir dozda gebelik hormonu salgılar. östrojen içermez. takıldıktan 6 saat sonra etkisi başlar ve 3 yıl boyunca korur. ara kanamalar, lekelenmeler yapabilir ve %20 hastada adeti keser.gebelikten % 100 'e yakın bir oranda korur. uygun vakalarda denenebilir. herhangi bir problem olduğunda istenildiği an çıkarılabilir. takılması ve çıkarılması lokal anestezi ile olup özel eğitim gerektirir ve birkaç dakika zaman alır.çıkarıldıktan itibaren 1 hafta içinde doğurganlık geri döner.kadınlarda mevcut olan adet sancılarını %88 oranında geçirmektedir.
4-AYLIK İĞNE(MESİGYNA):
Doğum kontrol hapının parenteral formudur.östrojen ve (kadınlık hormonu )progesteron( gebelik hormonu) içerir.28-33 günde bir kalçadan iğne yapılır. bu yöntemde de ara kanama riski vardır. doğum kontrol hapı gibi düzenli adet siklusu sağlamaz.
5-ÜÇ AYLIK İĞNE (DEPO PROVERA):
3 ayda bir kalçadan uygulanan MPA hormonu içeren bir kontraseptiftir. Özellikle yeni doğum yapmışlarda ve emzirenlerde uygundur. Sigara içen bayanlarada uygulanabilir. Dezavantajları ise sık ara kanama yada aşırı kanamaya yol açabilmesidir. 3-4 seferden fazla yapılırsa da adeti kesebilmektedir. ayrıca birkaç uygulşamadan sonra bile 9 aya varan oranlarda hiç enjeksiyon yapılmasa bile gebelikten koruyabilmektedir.
6-TÜP BAĞLANMASI(LİGASYONU):
Geri dönüşümsüz bir yöntem olarak bilinmekle birlikte iyi ellerde tüpler yeniden açılabilmektedir. ancak dış gebelik oranı önemli ölçüde artmaktadır. bu nedenle genelde önerilmez.
7-PREZERVATİF(KONDOM,KILIF)
8-VAJİNAL KREM,JEL,KÖPÜKLER VE VAJİNAL CUP LAR(KADIN KONDOMU)
9- VAZEKTOMİ:
Erkeklerde uygulanan bir kısırlaştırma yöntemidir. nonscalp vazektomi denen bir yöntem sık tercih edilmekte olup,kanamasız ,neştersiz,dikişsiz,ağrısız,lokal anestezi ile uygulanan 15 -20 dk zaman alan bir yöntemdir. birçok merkezde ücretsiz uygulanan geri dönüşümü olmayan bir yöntemdir. işlemden sonra 30-40 boşalmaya kadar ek korunma yöntemi gerekmektedir.
Sağlıklı bir kadın, ilk adet gördüğü günden menopoza kadar geçen süre boyunca, yani yaklaşık 35–40 yıl boyunca hamile kalabiliyor. En sağlıklı doğurma döneminin 18–35 yaş arası olduğunu belirten uzmanlar, geç doğurgan dönem olarak adlandırılan 35 yaş ve sonrasında risklerin artması ve yaşanmış sağlık problemleri nedeniyle bazı korunma yöntemlerinin kullanım olasılığının azaldığını belirtiyor.[spot]35 yaş ve üstü kadınlarda görülen istenmeyen gebeliklerin istenmeyen sonuçları da beraberinde getirdiğini söyleyen
Türkiye Aile Planlaması Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, “Kadının doğurganlığı yaşın ilerlemesi ile paralel olarak azalmakta, ancak korunma gereksinimi menopoza kadar devam etmektedir. Öte yandan istenmeyen gebelikler ileri yaşlarda çok önemli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. İleri yaş gebelikler, hem anne hem de bebek açısından yüksek ölüm riski taşımaktadır. 40-44 yaşları arasındaki anne ölüm oranı 20-25 yaşları arasındaki doğumlara göre 4 kat, 45 yaş ve üzerinde ise 10 kat artış göstermektedir. Yine ileri yaş doğumlarda bebek ölümleri, genç annelerin bebeklerine göre üç kat daha fazladır. Bunun yanı sıra 35 yaş sonrası dönemde düşük ve sakat doğum riski de artmaktadır. Bu nedenle seçilecek korunma yönteminin etkinliğinden emin olunmalıdır” dedi.
35 yaş ve üstü kadınlar için spesifik bir korunma yönteminin olmadığını, ancak doktor kontrolünde kişiye özel yöntemin belirlenmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, bu dönem için uygulanabilecek korunma yöntemlerini şöyle sıraladı:
DOĞUM KONTROL HAPLARI
Gelişmiş ülkelerde en sık kullanılan koruma yöntemi olan doğum kontrol hapları, kardiyovasküler hastalık riski olmayan ileri yaşlardaki kadınlar tarafından menopoza kadar rahatlıkla kullanılabilir. Doğru ve düzenli kullanıldığında yüzde 100’e yakın bir koruma sağlar. İstenildiği süre kullanılabilir ve bırakıldığında doğurganlık hemen geri döner. 35 yaş sonrası dönemde doğum kontrol hapı kullanımı gebelikten koruma dışında, kanserden koruma, kemik erimesini önleme ve adet dönemini düzenleme gibi ekstra faydalar da sağlamaktadır.
Bazı kadınlarda geçici olarak ilk aylarda başağrısı, bulantı gibi yakınmalar olabilir. Kilo artışı, tüylenme yapması, kısırlık, kansere neden olması ve cinsel isteği azaltması gibi önyargılar sanılanın aksine yanlıştır. Son yıllarda, dozların azaltılması ve yeni moleküllerin geliştirilmesi sonucu eskiye oranla çok farklı haplar geliştirilmiş durumdadır.
RAHİM İÇİ ARAÇLAR - SPİRALLER (RİA’LAR)
Etkinlikleri yüksek olan RİA’lar ileri yaş kadınlar için uygun bir seçenektir. İçerdiği bakır nedeniyle gebeliği yüzde 98 oranında engeller. Avantajları 5 yıl süreyle koruma sağlaması ve kullanıcının herhangi bir şey yapmasına ya da hatırlamasına gerek kalmamasıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili sağlık riskleri RİA uygulamasına engel olabilir.
Ancak bu riskler, ileri yaşlarda çok eşliliğin daha sık görüldüğü genç yaşlara göre daha azdır. Bu yaşlarda kadınların en az bir ya da daha fazla doğum yapmış olmaları da RİA uygulamasını kolaylaştırır. Rahim miyomlarının ileri yaşlarda daha sık görülmesi ve rahim içerisinde yer kaplaması RİA uygulamasını güçleştirebilir. Adet kanama miktarı ve düzeninde RİA’dan kaynaklanan değişiklikler gözlenebilir.
RAHİM İÇİ SİSTEM (RİS)
RİS, doğum kontrol haplarının gebeliği önleyen ve kanamayı azaltıcı özelliği ile rahim içi araçların (spiral) uzun vadeli kullanım kolaylığını tek bir yöntemde birleştirir. Yeni geliştirilen bu yöntem, hormon salgılayan spiral olarak bilinmekte ve 5 yıl süreyle etki göstermektedir. Salgılanan hormon sadece rahim içerisinde etki göstermektedir.
Yumurtalıklar normal fonksiyonunu sürdürdüğü için, hormonal dengesizlik olmaksızın gebelikten çok etkili bir korunma mümkün olur. Bakırlı spirallerin aksine kanamayı azaltır ve enfeksiyonları engeller. [yenisayfa]
Güvenilir ve etkili korumanın yanı sıra, 35 yaş ve sonrasında daha sık görülen aşırı ve düzensiz adet kanamalarını tedavi edici etkisi de bulunmaktadır. İstenildiği zaman çıkarılabilen bu yöntem bırakıldığında hemen gebe kalınabiliyor.
GEBELİĞİ ÖNLEYİCİ İĞNELER
Östrojen ve progesteron içeren bir aylık iğneler, içerik olarak doğum kontrol haplarına benzer. 35 yaşın üzerindeki kadınlar sigara kullanmıyorlarsa, yüksek tansiyon şikayetleri ya da ağır karaciğer rahatsızlıkları yoksa bu enjeksiyonları kullanabilirler. Doğal östrojen içermeleri nedeniyle, cinsel metabolizma ve kardiyovasküler sistem üzerinde olumlu etkileri vardır. Yumurtalık kanserine karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Doğum kontrol hapını her gün almayı unutan kadınlar için en uygun alternatiftir.
Üç aylık olan iğneler ise sadece bir kadınlık hormonu ( progestin) içermektedir. İleri yaştaki kadınlar tarafından rahatlıkla kullanabilirler. Rahim içi ve yumurtalık kanserine karşı koruyucu etkisi vardır. Emzirenler de kullanabilir. Adet düzensizliğine sık rastlanması ve iğne bırakıldıktan sonra hemen gebe kalınamaması olumsuz yönleridir.
CERRAHİ YÖNTEM
Ailesini tamamlamış çiftler için uygun bir seçenek olması nedeniyle, çiftler tarafından tercih edilmektedir. Ancak az da olsa cerrahi risk taşıdığı göz önünde bulundurulmalıdır. Gebelikten kesin korur ancak geri dönüşümü yoktur. Eşlerin kararlarını sağlıklı ve kesin olarak vermeleri gerekir.
BARİYER YÖNTEMLER
İleri yaşlarda vajinal kuruluğa bağlı yakınmalarda sperm öldürücü vajinal tablet, fitil veya jellerin yararlı etkisi görülebilir. Vajinal kuruluğa bağlı enfeksiyonlara ve tahrişe direnci azalan vajen dokusunun korunması açısından yararlıdır. İleri yaştaki kadınlarda vajen kaslarındaki gevşeklik diyafram (rahim ağzını kapatan ve spermlerin rahme geçişini engelleyen plastik kep) kullanımını güçleştirebilir.
DOĞAL YÖNTEMLER
İleri yaşlarda gözlenen hormonal dengesizlikler nedeni ile vücut ısısı ve salgılarda değişimler gözlenebileceği için, vücut ısısı ve rahim ağzı salgılarının izlenmesi gibi yöntemler bu yaşlarda güvenli değildir.
"laparoskopi" ile göbekten girilerek kordonların iki taraflı olarak bağlanması işlemidir. Halk arasında "kansız ameliyat" olarak da bilinen bu yöntemde ameliyat sonrası ağrı daha azdır ve çoğunlukla hastanede yatmayı gerektirmez.
Kadınlarda yumurta, yumurtalıklarda meydana gelir ve tüplerden (yumurta kanallarından) geçerek rahime ulaşır. Laparoskopi yöntemi ile yumurta kanalları bağlanınca, yumurta rahime geçemez ve rahim içinde erkek tohum hücresi (sperm) olsa dahi gebelik mümkün olmaz.
Bu yöntemde etkinlik %100' e yakındır. Çok az bir oranda tüplerin tekrar açılabilmesi ve gebelik ihtimali akılda tutulmalıdır. Operasyon tekniği başarı oranı ile ilişkilidir.
Adet bitimini takiben gebe olunmadığından emin olunarak uygulanır. Kısa süren küçük bir operasyondur. Aynı gün veya hastanın durumuna göre 1 gün sonrası da taburcu edilerek bir ay sonra kontrole çağrılır.
Her cerrahi girişim gibi bu operasyonlar da bazı riskler taşır. Enfeksiyon, komşu organ zedelenmesi ve anestezi riskleri göz önünde bulundurulmalıdır. Dikkatli bir operasyon tekniği kullanıldığında bu olasılık çok düşüktür.
Operasyonda sırtüstü yatırılan hastaya anestezi uygulandıktan sonra göbek deliğinin 1 cm altından 1 cm'lik bir kesi açılır. Karın içerisine karbondioksit gazı akımını sağlayacak kalın bir iğne, bu kesiden karın boşluğuna iletilir ve karın içi boşluk gaz ile şişirilir.Daha sonrasında 1 cm çapında bir taşıyıcı boru karın boşluğuna itilir ve bu taşıyıcı boru vasıtası ile laparoskopi kamerası içeriye yerleştirilir. Yine alt karın boşluğunun sağ,sol veya ortasına yaklaşık 5mm'lik bir kesiden cerrahi işlemin yapılacağı başka bir delik açılır. Kamera gözetiminde 5mm'lik delikten iletilen cerrahi aletlerin yardımı ile tüpler tutularak yakılır ve sonrasında yakılan yerin ortasından kesilerek iki ucun devamlılığı bozulur. Laparoskopi ile bu işlemin uzunluğu yaklaşık olarak 20 dakika ile 1 saat arasında değişmektedir.
Çocuk istemi olmayan, aile planlamasını tamamlamış çiftlerde uygun bir yöntemdir. Genellikle ileri yaşta uygulanması tercih edilir. Çünkü geri dönüşümsüz bir yöntemdir. Tüp bağlanmasının geri çevrilmesi çok zor ve mikro-cerrahi gerektiren, başarı oranı düşük bir operasyon olduğundan, işlem öncesi danışmanlık büyük önem taşır.
Halk arasında yanlış bilinen bir nokta tüp bağlanmasının adet miktarını etkileyebileceği, erken menopoza sokacağı, cinsel isteksizliğe yol açabileceği veya ağrılara neden olabileceğidir. Uygun teknikle yapıldığında, yumurtalık kan dolaşımı etkilenmeyeceğinden bu endişelerin tümü yersizdir. Tüplerin bağlanması adet miktarını ve cinsel isteği kesinlikle etkilemez.
Genellikle en az 30 yaşını doldurmuş, istediği sayıda çocuğa ulaşmış ve kesinlikle daha fazlasını düşünmeyenlerle tıbbi veya sosyal olarak çocuk doğurması sakınca yaratan kişiler için en uygun yöntemdir. Şişman hastalarda uygulanması zor olabilmektedir. Bunun yanında daha önce ciddi karın içi cerrahi geçirmiş olan hastalarda oluşmuş olan yapışıklıklar nedeniyle komplikasyon ihtimali artmaktadır. Ciddi akciğer veya kalp hastalığı olan hastalar, anestezi açısından tehlikeli grubu oluşturmaktadır.
Ender olarak tüpler bağlandıktan sonra yeniden bir bebek isteyen çiftler olmaktadır. Bu durumda mikro cerrahi teknikleri uygulanarak tüplerin tekrar uç uca bağlanması denenebilir.
Tüp bağlanmasından (tubal ligasyon) sonra tüplerin bir mikro-cerrahi ameliyatı ile yeniden açılmasına "tubal reanastamoz (tubal reanastamosis)" denir.
Unutulmamalıdır ki; tüp bağlanması geri dönüşümü çok kolay olmayan işlemdir. Tubal reanastamozda başarı şansı %60-80 larda olduğundan ameliyatla tüplerin bağlanması kararı kesin olarak verildikten sonra ancak tüpler bağlatılmalıdır.
Cerrahi olarak başarılı olunamadığında tüp bebek yöntemlerine geçilmelidir.
|