Esas olan nokta nedir ebeveynlikte?
Posted: 0 by Atolos

Esas olan nokta nedir ebeveynlikte?
Doğal ebeveynlikte esas olan bizim bebeğimiz ve bebeğimizin de bizimle güvenli bir bağ kurmasıdır. Doğa, hormonlar ve diğer biyolojik yapı aracılığıyla hem anne hem de bebeğe bu bağı kurmak için gerekli ortamı hazırlamıştır. Milyonlarca yıldır anne, içsel sesini dinleyerek bu bağı en güçlü şekilde bebeğiyle kurmaktadır. Ancak batı dünyasının bebeği şımartma korkusuyla, onu hazır olmadan bağımsız olmaya zorlama çabalarını içeren bir seri ebeveynlik uygulamaları bu bağı kesintiye uğratmaktadır.

 Doğal Ebeveynlik Nedir?
Doğal ebeveynlik çocuğu katı kurallarla büyütmek yerine, onun kişisel ihtiyaçlarına kalbimizi ve aklımızı açarak, onun hakkındaki bilgilerin bize rehber olmasına izin verdiğimiz bir ebeveynlik şekli. Doğal ebeveynlik uzmanı Dr. William Sears ebeveynlik kavramını şöyle tarif ediyor: Ebeveynlik daha önce hiç gitmediğimiz bir ülkeye yolculuk gibi... Ülke hakkında rehber kitaplar okur, daha önce oraya gidenlerden bilgi alırız. Ancak o ülkeye vardığımızda oranın rehber kitaplarda olduğundan çok daha farklı olduğunu, bazen harika vakit geçirip, bazense ilk uçakla geri dönmek istediğimizi fark ederiz. Ancak nasıl yolculuk o ülkede kaldıkça, çevreyi keşfettikçe kendimizi daha rahat ve daha iyi hissetmekse, ebeveynlik de bir anlamda bebeğimizi tanıyıp onun sözsüz verdiği ip uçlarını anlayıp cevap verdikçe hem kendimiz hem de bebeğimiz hakkında öğrendiğimiz bunca şeyle yepyeni bir dünyaya kapı açmamızdır.

Bebeğin kendi başına uyuması için beşikte yalnız bırakılmasına ne diyorsunuz?
Şöyle bir örnek vereyim: Örneğin anne şöyle söylüyor 'İstediğin kadar ağla, seni kucağıma almayacağım, sonunda tek başına uyumayı öğreneceksin.' Anne gerçekten ne düşünüyor? 'Kalbim yerinden sökülecekmiş gibi oluyor, ama bütün uzmanlar yanılıyor olamaz.' Peki bebekte ne oluyor? 'Beni sevmiyorlar. Annem mükemmel, demek ki ben de problem var. Ben değersizim.' O çocuk büyüyüp 20 yaşına geldiğinde bir gün arkadaşı şöyle diyebilir: 'Ahmet'te ne buldun? Sana böyle davranmasına nasıl izin verirsin? Daha iyisini hak ediyorsun.'

Doğal Ebeveynlik batı dünyasındaki ebeveynlik yaklaşımlarından epeyce farklı...
Toplum olarak çocuklarımızı hiç kimseye ihtiyaç duymayan, kendi kendine yetebilen ve bağımsız kişiler olarak yetiştirme kaygısındayız. Başkalarıyla sevgi dolu, yakın ilişkiler kurabilme ihtiyacını neredeyse unutuyoruz. Bunun sonucunda kendi duygularına yabancılaşmış, başkalarıyla yakın ilişki kuramayan bir nesil çıktı ortaya. Bağımsızlık dediğimiz bir anlamda kendimize başkalarına yaklaşma izni vermeyerek nesnelere bağlanmamızdan başka birşey değil. Örneğin emzik çoğunlukla çocuğun ilk bağlanma figürü. Düşünsenize, plastik bir nesneyi emmeyi annenin memesini emmekle nasıl kıyaslayabiliriz! Batının ebeveynlik anlayışı bebeklikten itibaren çocuklarımızı eşyalara bağlanmaya itmek yönünde: 'Al bu oyuncak ayıyla uyu', 'Ağlıyor musun al sana emzik' gibi. Ve bu eğilim büyüyünce kendi dışımızdaki nesnelere bağlandığımız alkol, para, yemek gibi objelerle kendini gösteriyor.

Genelde toplumda bebek ağladığında 'Aman kucağına alma, alışmasın' gibi tepkiler var.
Evet. Bebek ağladığında onu rahatlatmak için annenin onu kucağına almasından daha doğal bir şey yok. Bebek bir ihtiyacından dolayı ağlar. Annesini manipüle etmek için falan değil. Özellikle 0-2 yaş arasında ki beyin gelişiminin en kritik anında anne bebeğin ağlamalarına
kulak vermezse bebek kendi ve başkalarına güven duyma yeteneğini kazanamaz.

Anne bu ağlamalara cevap vermediğinde beyinde hormonsal anlamda nasıl bir süreç yaşanıyor?
Beyin stres hormonu salgılıyor. Aslında stres hormonu kısa süreli tehlikelerde sinir sistemine yardımcı olma amaçlı salgılanır. Uzun süre bu hormon salgılanırsa tehlikeli ve zarar verici hale gelebilir. Örneğin günümüzde ilkokul çocuklarındaki hiperaktivite sorununun köklerine inersek çoğunlukla bağlanma sorunlarını görürüz. Bebek anne tarafından rahatlamanın anlamını bilmezse bunu kendi başına öğrenemez. Ve bu beynin kritik gelişim döneminde olduğundan beynin kimyasal yapısını etkiler.

Yani tüm bu güven duygusu, ben değersizim gibi düşünce kalıpları 0-2 yaş arasında mı oluşuyor?
Evet. Bebekler tek başlarına hayatta kalabilecek bir donanıma sahip değiller. Tüm ihtiyaçlar anne-bebek ilişkisiyle karşılanabiliyor. Bebek ağlıyor, anne meme veriyor. Bebek ağlıyor, anne altını değiştiriyor. Bebek ağlıyor, anne onu kucağına alıp şarkı söylüyor. Bebek duygusal dünyasını dengeleyecek bir yapıya sahip değil. Anneye ihtiyacı var. Duygusal denge için gerekli olan devamlılık arz eden bir ilişki.

Sağlıklı bağlanma için neler yapmalıyız?
Sağlıklı bağlanma milyonlarca yıldır biyolojik donanımın bize ve bebeğimize verdiği sinyalleri dinlemekle başlıyor. Neler mi onlar? Bebeğe anne sütü vermek, gece ebeveynliği, sling adlı anakucağı ile taşıma. Tüm bunlar sağlıklı bağlanmaya yardımcı olan araçlar. Eğer anne bebeğin ihtiyaçlarına cevap vermek için yanındaysa bir müddet sonra anne sinyalleri daha iyi anlamaya, bebek ise anlaşıldığını hissettiği için sinyalleri daha iyi vermeye ve aralarında daha sağlıklı bir bağ oluşmaya başlar. Bunun için özel bir çabaya gerek yok esasında... Böylece kendine ve başkalarına güvenebilen, stresle başa çıkabilen sağlıklı nesiller yetiştirmeye başlarız.