Tatilde Antalya' dayız....
Posted: 20081129224107 by yasminka

ANTALYA

Antalya Akdeniz kıyısında torosların Güney'inde olup, Denizden 39 m. yükseklikteki kayalıklar ve uzun kumsallardan oluşan inanılmaz güzellikte bir kıyı şeridi üzerine kurulmuştur.  Hemen hemen bütün yıl boyu bol güneş alan temiz ve berrak suları ile yüzmenin keyfini çıkaranların yanısıra su kayağı, sörf, deniz turları ve dağcılık gibi sportif etkinliklerin yapılabileceği paha biçilmez bir cennettir.

Toros dağları arasında farklı büyüklükteki ovalar çok sayıda irili ufaklı akarsular, geçtikleri yerlerde ve denize  dökülürken eşine ender rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar.  Kıyıya yakın kesimlerinde  mağaralarda  ayrı bir özellik katmaktadır.  Her türlü meşe ve çam ağaçlarının oluşturduğu ormanları ve susam tarlaları, portakal , limon ve muz bahçeleri ayrı bir güzellik oluşturur.  Yaz ayları sıcak ve kurak geçer.  Diğer aylarda yağışlı ve ılık bir iklim egemendir. 

Yıllık ortalama ısısı 18,7 santigrat derecedir.  Isının sıfır santigrat derecenin altına düştüğü enderdir.  Son 40 yıllık gözlemlere göre en yüksek ısı  44.6 santigrat derece olmuştur.

TARİHİ YERLERİ


TERMESSOS

Antalya çevresindeki antik kentlerin en ilginçlerindendir. Toros Dağları üzerinde 1050 m. yükseklikte kurulmuş bir Pisidya kentidir. Termessos Ulusal Parkı içinde bulunması ve koruma altında tutulan çok sayıda bitki ve hayvan türü ile birarada bulunup eşine az rastlanır bir sentez oluşturması ayrı bir özelliğidir Termessos'un.

Antalya-Burdur karayolunun 11. km.'sinden Korkuteli yönüne dönüldüğünde 14 km. sonra Termessos işaret levhası görülür. Buradan Termessos'un uzaklığı 9 km.'dir. Termessos'u gezmek için biraz zaman ve biraz da yürümeyi sevmek gereklidir. Çünkü kent tamamen dağlık ve engebeli bir alanda kuruludur.Termessos insanlarına Solym'ler denilmektedir
Solym'ler diğer antik kentlerdekinin aksine denizden gelen kavimler değildirler. Tamamen Anadolu kökenlidirler.


Termessos'un bilinen tarihi Büyük İskender'in İ.Ö. 333 yılında Termessos'u kuşatmasıyla başlar. İskender, şahin yuvasına benzettiği bu kenti alamamıştır. Termessos İ.S. V. yüzyıla kadar varlığını sürdürebilmiştir. Kent Surları, Hadrian Kapısı, Su Sarnıçları, Tiyatrosu, Gymnasiumu, Agorası, Odeonu ve Hereonu kentin önemli yapıtlarından bazılarıdır. Geniş bir alana yayılmış mezarlığı, Alketas, Agatemeros ve Arslanlı Mezar gibi anıt mezarlar
herkesin hayranlığını toplamaktadır. 

 
ARIASSOS

Antalya-Burdur kara yolunun yaklaşık 48. km'sinde, dağa gelmeden önce sola dönülerek 1 Km.'lik bir yolla Ariassos'a ulaşılır. Antik bir dağ kenti olan Ariassos çevreye egemen bir vadide kurulmuştur. Giriş kapısı, hamamları, kaya mezarları ve mezar anıtları ile görülmeye değer bir kenttir.   
 
 
KARATAY MEDRESESİ

Selçuklu oyma sanatının güzel örneklerinin bulunduğu bir giriş kapısı ve mihrabı vardır. 1250 yılında Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Yapımında Roma devri surlarından yararlanılmıştır.
 
MURAT PAŞA CAMİİ

Şarampol Caddesi üzerindedir. Kuyucu Murat Paşa tarafından 1570 yılında yaptırılmış, 1960 yılında onarım görmüştür.
 
TEKELİ MEHMET PAŞA CAMİİ

Kalekapısı bölgesindedir. Ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. 1593-1607 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Tekeli Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 

TARİHİ


Yapılan arkeolojik kazılar sonunda elde edilen bulgulardan Antalya ve bölgesinde, günümüzden 50 bin yıl önce insanların yaşadığı kanıtlanmıştır. Bu kanıtlar Antalya'nın 27 km. kuzeybatısında, Yağcıköy sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunmuştur. Karain Mağrasında Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik ve Bronz Çağlarına ait kalıntılar elde
edilmiştir.

Anadolu'ya Kafkasya'dan İran ve Mezopotamya yolu ile geldiği sanılan Hitit'ler İ.Ö. 2500-1200 yılları arasında Anadolu'da egemenliklerini sürdürmüşlerdir. İ.Ö. 2000-1400 yıllarındaki durumu gösteren tarih haritalarında Antalya Bölgesi büyük Hitit krallığı içinde kalmaktadır.

İ.Ö. XIII. ve XII. yüzyıllarda Trakya'dan gelen kabileler Hitit uygarlığına son vermişlerdir. Antalya Bölgesinde Pamfilya, Likya ve Kilikya gibi kent devletleri ortaya çıkmıştır.Bugünkü Antalya ili, Pamfilya'nın tamamını, Pisidya'nın güneyini, İsaurya ve Kilikya'nın batısını ve Likya'nın doğusunu içine almaktadır.

O devirde bölge halkı, kökenleri tam olarak bilinmeyen çeşitli Anadolu kavimleri ve Frig'ler denen Trakya kavimleri gibi farklı kavimlerden oluşmaktaydı. Yunanca kökenli olan Pamphylia sözcüğü, "çok" anlamı taşıyan "pan" ve "soy" anlamına gelen "phyle" sözcüklerinin birleşmesinden oluşmaktadır.

İ.Ö. XII. ve VIII. yüzyıllarda Yunanistan'dan Anadolu'ya 2 dalga göç olmuş ve bu göçler sonucu çok sayıda kent ve uygarlık merkezi oluşmuştur. Günümüzde bunlardan 100'e yakını Antalya sınırları içerisinde bulunmaktadır.İ.Ö. VII. yüzyıldan 546 yılına kadar bölgede süren Lidya egemenliği yerini İ.Ö. 546 yılında Pers egemenliğine bırakmıştır.

Makedonya Komutanı Büyük İskender, bölgedeki Pers egemenliğine İ.Ö. 336 yılında son verir. Bölgedeki bütün kentleri (Termessos gibi bazı istisnalar dışında) alır. İskender İ.Ö. 323 yılında ölünce, generalleri arasında uzun yıllar süren savaşlar başlar. Bu savaşlar İ.Ö. 188 yılına kadar sürer. Bu tarihte Selökid Kralı III.Antiokhos, Bergama Kralına yenilmiş
ve Apamea barışı yapılmıştır. Bergama kralı II.Attalos (İ.Ö.159-138) mevcut kenti onartmış ve Antalya kentinin bilinen tarihi başlamıştır. O tarihten itibaren kent Attalaia adıyla bilinmekte, daha sonra Adalia ve Adalya gibi isimler alarak günümüze Antalya olarak ulaşmaktadır. 
 
İ.Ö. 133 yılında Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu'na katılır. Bundan sonra bölgede korsanların ve korsanlara ait küçük kentlerin önemli rol oynadığı bir devir başlar. Bu küçük güçler, Pontus Kralı Midridat'ın komutasında İ.Ö. 88 yılında birleşerek Romalı' ları Anadolu'dan çıkarırlar. Fakat bu durum uzun sürmemiş, İ.Ö. 65 yılında Pompeus Anadolu'ya saldırarak korsan şehirleri egemenliği altına almıştır. Roma Kralı Antonius, Coracesium (Alanya)  ve çevresini Kleopatra'ya, Suriye, Kilikya ve Fenike'yi ise Kleopatra'nın oğluna vermiştir. İ.Ö. 32 yılında bölge tekrar Roma'ya bağlanmıştır.

Cladius İ.S. 43 yılında Pamfilya ve Likya'yı birleştirerek bir krallık haline getirmiştir. İ.S. II. ve III. yüzyıllarda Antalya, tarihinin en görkemli gelişmesini yaşar. İ.S. II. yüzyıldan itibaren bölgede hıristiyanlığın yayılmaya başladığı görülür. Bizans egemenliği sırasında, İ.S. V. ve VI. yüzyıllara kadar Antalya'nın yeni bir gelişme devri geçirdiği bilinmektedir. Bu yüzyıllarda kent, surların dışına kadar taşmıştır.

İ.S. VII. yüzyıldan itibaren bölgede müslüman arapların etkili olmaya başladığı görülür. Bölge, İslam egemenliğine 1085 yılında ve Anadolu Selçukluları'ndan Süleyman Şah zamanında geçmiştir. Ondan önce İ.S. 860 yılında Amiral Karinoğlu Fazl Antalya'yı almışsa
da kısa bir süre sonra kent tekrar Bizans'a geçmiştir.

1103 yılında Bizans İmparatoru Alexius Komnenos Antalya'yı ele geçirmişse de kent kısa süre sonra tekrar Türk'lere geçmiştir. Bu tür el değiştirmeler 6 kez tekrarlanmıştır. 1120-1206 yılları arasında Antalya Bizans'da kalmıştır.

1206 yılında Sultan I.Gıyaseddin Keyhüsrev Antalya'yı alır. Ölümü üzerine kent tekrar hıristiyanların eline geçmiş, fakat oğlu Keykuvas kısa bir süre sonra geri almayı başarmıştır.

Selçuklu'lar İlhanlı baskısına daha fazla dayanamayıp zayıflayınca Anadolu'da bağımsız beylikler devri başlamıştır. Bu devrede Antalya 95 yıl süre ile bağımsız bir beylik olarak kalmıştır. Hamidoğulları soyundan gelen Teke Beyleri 1308-1426 yılları arasında, bölgede Teke Beyliği egemenliğini sürdürmüşlerdir.
 
 
Antalya'nın Osmanlı denetimine girişi ile ilgili kaynaklarda farklı görüşler ileri sürülmektedir. Bazı kaynaklarda, Antalya'nın I.Murat zamanında ve 1391 yılında Osmanlı topraklarına katıldığı belirtilmektedir. Diğer bazı kaynaklar ise bölgeyi Yıldırım Beyazid'in aldığını ve Antalya'yı oğlu Sultan Murad'a hediye ettiğini ileri sürmektedir. Birinci Dünya Savaşı'na kadar Osmanlı yönetiminde kalan Antalya, Teke Sancağı'na bağlı önemli bir liman kenti olarak
varlığını sürdürmüştür.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında, 29 Nisan 1919'da Antalya ve çevresi İtalyan'lar tarafından işgal edildi. İşgal sırasında İtalyanlar' la yerli halk arasında çatışma olmaması için büyük gayret harcandı. Kurtuluş Savaşı sırasında Antalya ve bölgesi gönüllü asker ve maddi yardımla batı cephesindeki savaşlarda ulusal güçlere destek olmuştur. İtalyan' ların özellikle istihbarat konusunda Türk' lere yardımcı oldukları bilinmektedir. İtalyan işgali 1921 yılının ortalarında kalkmaya başlar. 5 Temmuz 1921 de ise Antalya İtalyan işgalinden tamamen kurtulur.

ANTALYA MÜZESİ

Antalya Müze'sinin kuruluşu ve gelişmesi oldukça ilginçtir. 28 Mart 1919 tarihinde Antalya İtalyanlar tarafindan  işgal edildi. İşgal kuvvetleri ile birlikte gelen arkeolog, yöreyi gezerek buldukları antik eserleri toplayıp İtalyan Konsolosluğuna taşımaya başladılar. Bu arada Antalya tarihine ilgi duyan ve arkeolojiyi seven lise öğretmeni  Süleyman Fikri Bey, tarihi eserleri medeniyet adına topladıklarını idda eden İtalyanların bu hareketlerine karşı
çıktı. Tekeli Mehmet Paşa Camii'nin yanında terk edilmiş küçük bir mescidi düzenliyerek Antalya Müze'sinin ilk temelini atmış oldu. Daha sonra İtalyanların Antalya'dan çekilmesi üzerine onların topladıkları eserleri de bu küçük müzeye getirdi.

1937 Yılından sonra Yivli Minare Camii müze olarak kullanıldı. Bölgede yapılan kazılarda yeni yeni eserler bulundu. Eski uygarlıkların kalıntıları bir bir toprak üzerine çıkarılıp sergileniyordu. Bugün Konyaaltında bulunan ve çağdaş bir anlayışla düzenlenmiş Türkiye'nin en büyük müzelerinden biri olan Antalya müzesinde 13 teşhir salonu ve açık hava galerisi vardır. Kapladığı alan 7.000 metre kare olan müzede sergilenen eser sayısı 5.000 kadardır. 25.000 - 30.000 kadar eser ise müzede sergilenmeden korunmaktadır.