Tatil ve Kemer
Posted: 20081129224251 by yasminka

KEMER

Batı Toros Dağları'nın eteklerinde, Antalya iline 43 km. mesafede ve 52 km. kıyı şeridi boyunca uzanan İlçemiz, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden birisidir. Bugün Kemer'in bulunduğu yerde, 1910'lu yıllarda Eski Köy adı ile bilinen, ve dağlardan gelen seller sonucu göl ve bataklıklardan oluşan bir yerleşim yeri vardı. Eski Köy halkı, kendilerini bu sellerden korumak için, dağların eteklerinde 23 km. uzunluğunda, taş duvar örmüşler ve sonraları, bu duvar nedeniyle köylerine Kemer demişlerdir.

1960'lı yıllara kadar karayolu olmadığı için, ulaşımı sadece deniz yolundan sağlanan Kemer, 1980 sonrasında uygulanan Güney Antalya Turizm Projesi kapsamında yol ve diğer altyapı değerlerine kavuşarak hızla gelişmiş ve bugün Türkiye'nin en gözde turizm merkezlerinden birine dönüşmüştür. Kemer ilçesi ile Kiriş, Tekirova, Çayova, Aslanbucak,
Kuzdere, Beycik, Çamyuva, Göynük, Beldibi, Çıralı gibi yerleşim yerleri, antalya turizminden son derece önemli bir  yer tutar.

Kemer’ in başta gelen çekiciliklerinden birisi doğal güzelliğidir. Deniz, orman ve dağlar bir noktada birleşmektedir. Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği, deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanması ve çam ağaçlarının plajlarda gölgelik olarak kullanılması oldukça cazip gelmektedir.

Beldibi mevkiinden başlayarak Tekirova’ ya kadar olan tüm kıyı tamamen doğal plajdır. Kemer merkezinde bulunan Belediye plajı, yat limanı yanında bulunan Ayışığı plajı. Phaselis plajı gibi yerlerde rahatlıkla denize girmek mümkündür. Konaklama tesislerinin havuz ve plajlarından da ücret karşılığı yararlanmak mümkündür. Kemer’den yakınında bulunan Olympos ve Phaselis antik kentlerine ulaşmak mümkündür. 

Son yıllarda Söğüt Cuması, Altınkaya, Dere köy gibi yüksek yerlere safari turları da oldukça ilgi çekmektedir. Ayrıca yöredeki diğer çekiciliklerde mağaralardır .Bu mağaralar : Beldibi mağarası Antalya’nın 27 km güney batısında denizin kıyısındadır. Tarih öncesi kalıntılar da bulunmaktadır. Bir diğer görülmeye değer mağara ise Molla deliği olup Kemer‘ in batısında yükselen Tahtalı Dağı’nın doğu yamacında yer alır. Bu mağara Kemer – Kumluca karayolu üzerinde bulunan aşağı kuzdere veya Tekirova köylerinden ancak yaya olarak ulaşmak mümkündür. Her iki köyden de 3 – 4 saat yürümek gerekir.

Antalya Ticaret Limanından başlayarak Çavuş (Adrasan) Beldesi’ne kadar olan saha “Olimpos Beydağları Sahil Milli Parkı”dır. Bu bölge içerisinde Topçam, Çaltıçak, Beldibi, Göynük, Kındıl Çeşme, Alacasu, Phasellis ve Olimpos gibi günübirlik piknik yerleri ve dinlenme sahaları yer almaktadır. Kemer halkı yaz aylarında genellikle Gödene Yaylası (Altınyaka), Yeşil Yaylası (Söğüt Cuması), Üçoluk Yaylası ve Belen Yaylası gibi yüksek kesimlere çıkmaktadır. Söğüt Cuması , Torosların üzerinde kurulmuş olup yaz aylarında oldukça meşhur olan Yeşil Yayla , Yağlı Pehlivan Güreşleri geleneksel hale gelmiştir.
Kemer Yat Turizmi bakımından önemli bir yere sahiptir. Yaz ve kış aylarında çeşitli ülkelerden gelen yatların bir merkezidir. Gelen yatlar burada günübirlik kaldıkları gibi uzun süre de kalmaktadırlar. 1986 Nisan ayında resmen tüm hizmet birimleriyle devreye giren yat limanı (Park Marina) 100 karada, 200 denizde olmak üzere 300 yat kapasiteli olup, çeşitli üniteler ile 24 saat hizmet vermektedir.

Kemer Marinası Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEEK) tarafından yürütülen Mavi Bayrak Kampanyası tarafından tespit edilen kriterleri sağlayarak 1993 yılında Mavi Bayrak ile ödüllendirilmiştir. Ayrıca Kemer bölgesinde, Kemer (Merkez) Tekirova, Göynük,
Beldibi, Çamyuva ve Kiriş sahilleri de Mavi Bayrak almaya hak kazanmıştır. Kemer’den civar koylara günübirlik turlar yapılmaktadır. Genellikle Likya bölgesinde böyle bir gezide ilk önce Phasellis’e gidilir ve ziyaretten sonra Olimposa devem edilebilir. Ayrıca Kemer’den ve Antalya’dan başlayarak “Mavi Yolculuk Turları” yapılabilir.

OLİMPOS - BEYDAĞLARI MİLLİ PARKI

Antalya Limanı'ndan başlayan Beydağları Milli Parkı, Beydağlarının kıyı yamaçlarını içine alarak Gelidonya Burnu'na  kadar uzanmaktadır. İrili ufaklı koyları ve doğal plajları ile bir yanı deniz mavisinin serin çağrısını yineleyen  Beydağları Milli Parkı'nın, diğer yanı Akdeniz'den bazen hırçın ve dik bazen de yumuşak bir eğimle yükselen ormanın yeşil ferahlığını barındırır. Deniz kıyısında fıstık çamları ile başlayan bitki örtüsü, yükseldikçe kızılçam,
karaçam ve sedir ağaçlarına ve yaban hayatı açısından da büyük değer taşıyan bir doğa hazinesine dönüşür.

OLİMPOS – ÇIRALI

Antalya'nın batısında Kemer ile Adrasan arasındadır. Antalya-Kumluca yolunda Phaselis'i geçtikten sonra Çıralı ve Olympos'a giden yolları gösteren iki işaret görülür. Her iki yolla da Olympos'a ulaşılır. Çıralı, Olympos antik kentinin yanındaki köyün adıdır. Olympos İ.Ö. II.yüzyılda kurulmuş bir liman kentidir. İ.S. XV.yüzyıla kadar varlığını korumuştur. Ünlü Bellerophontes efsanesi burada geçmiştir. Antik kent eşsiz güzellikteki bir vadinin iki yakasındadır.

 Vadi ve kentin denize ulaştığı yerde kumsal çok güzel bir plaj oluşturur. Olympos'dan yaya olarak bir saatte ulaşılabilen Çıralı ilginç bir doğa harikasıdır. Yerli halkın "Yanar" dedikleri bu dağda, doğal gaz sızıntısının oluşturduğu ve binlerce yıldır hiç sönmeden yanan alevler yükselir gökyüzüne. Buraya ilk kez gelenlerin Çıralı Köyü'nden bir rehberle birlikte Yanar'a gitmelerini öneririz.
 

Yanrataş’ın mitolojik hikayesi…

“ Çıralı'nın Olimpos'la birlikte anılmasının nedenlerinden birisi kumsallarının birbirine yakın olması ise de, kanımızca asıl neden, Yunan Mitolojisine başlıbaşma bir efsane kazandıran Yanartaş'ın Çıralı'ya yakın olması ve Çıralı'nın adını Yanartaş'dan almasıdır. Yanartaş adı verilen, sürekli yanan doğal gaz çıkışları Çıralı'yı kuzeybatıdan çeviren ofiyolitik kayaçlar içerisinde yeralmaktadır. Yunan Mitolojisindeki antik dönemde Khimaira efsanesi burada geçmiştir. Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü'nde Khimaira bahsi şöyle anlatılır;

"İkisi de yer altı yaratıkları olan Typhon'la Ekhidna'nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar.  Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. 318 vd.):

Khimaira'yı da doğurdu Ekhidna,
söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira'yı,
korkunç ve büyük, hızlı ve güçlü,
bir yerine, üç kafalı Khimaira'yı:
Biri azgın bakışlı aslan kafası,
öteki keçi, öteki yılan, ejderha kafası
Pegasos hakkından geldi bu Khimaira'nın
koca yiğit Bellerophontes'le birlikte.

Homeros, aşağı yukarı Hesiodos gibi tanımladığı Khimaira'yı Bellerophontes efsanesine bağlar. Homeros'la Hesiodos'ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre, Bellerophontes Khimaira'ya saldırmak için Pegasos atına binmekle kalmamış, kargısının ucuna
(ya da kullandığı oklara) kurşun koymuş, canavarın ağzından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış, korkunç ejderha da böylece can vermiş.

Khimaira'nın bulunduğu yer Lykia'da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Burada İlk çağda olduğu gbi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuşturulup hiç durmadan yanar. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemicilere kılavuz olurmuş. İlkçağ yazarları da Khimaira ateşini bilir, ne var ki yeri üstünde tam bir uygunluk yoktur anlattıklarında, Plinius'a göre, "mons Chimaera" Phaselis'e yakındır,Skylax'ın açıklaması gerçeğe daha uygundur "Dionysias adası, Siderus limanı ve burnu; bunun üstünde, dağda Hephaistos mabedi ve topraktan
kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki, hiçbir zaman sönmemektedir. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos'a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar
uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır."Görüldüğü gibi Yanartaş Khimaira efsanesinin yanı sıra Belferophontes efsanesine de konu olmuştur.

Çıralı’yı gördükten sonra yavaş yavaş tepeden aşağıya iniyorsunuz.. Gündüz saatinde bu alevleri görmek güzel ama yine de gece geç saatlerde karanlık ta bu anı yaşamanın çok daha güzel olacağını hatırlatmak istiyoruz.Bu gizemli alevlerin keyfini en iyi karanlıkta çıkarabilirsiniz. Fakat alevlerin olduğu düzlüğe kadar yapmanız gereken gece yürüyüşündeki bu  maceralı yolculukta yanınızda bir el feneri bulundurmanızda fayda var.


BÖLGENİN ARKEOLOJİK DOKUSU

1976 - 1977 yılları arasında yapılan kazı çalışmalarında bulunan kalıntılar hakkında henüz yeterince bilgiye ulaşılamamıştır. Antik Idyros kentinin bu bölgede bulunduğunu ileri süren Carl Ritter, kentinin Phaselis'in kuzeyinde, Kap awawa Burnu'nun kuzey yamacında olduğunu yazmaktadır. Ancak 1977'da Antalya Müzesi uzmanlarınca yürütülen araştırmalar,
bir başka araştırmacıyı, Kipert'i doğrular nitelikte, yani kentin Kemer Dağı'nın Dağı'nın Güneydoğu sahilinde, An Awawa Burnu'nun bulunduğu koyda olduğu yönündedir.

Bir başka farklı görüş ise, Akdeniz Üniversitesi'nden Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sencer Şahin'den gelmekte. Şahin, Bügüne kadar Antalya Arapsuyu mevkiinde olduğu düşünülen Antik Olbia Kenti'nin aslında Kemer bölgesinde bulunduğunu ve burada bulunan kalıntıların, Idyros kentine ait olduğu görüşünün tamamıyla bir yanılgıdan ibaret olduğu savını ileri sürmektedir. Prof. Dr. Sencer Şahin'e göre Idyros Antik Kenti ise bugünkü Çamyuva mevkiinde aranmalıdır. Adı ne olursa olsun, bugün Kemer'de bir antik kentin kalıntıları günümüzde ulaşmakta, arkeoloji ve tarih tutkunlarına kıyı boyunca sırlarla
dolu güzelliklerini sunmaktadır.


KEMER / OLBİA - ÇAMYUVA / IDYROS


Pamfilya'nın ünlü kentlerinden biri olan Olbia, yazılı antik kaynakların iyi anlaşılamaması nedeniyle hep yanlış  yerde, Antalya'nın hemen batısındaki Arapsuyu mevkiinde aranıştır. Halbuki ünlü bilgin Aristo (Ps. Aristoteles) "Rüzgarların Oluşumu"  adlı kitabında, "Olbia'da Idyreus adı verilen şiddetli bir rüzgar eser" diye yazar.

Aristo'nun öğrencisi Theophrast ise "Rüzgarlar Hakkında" başlığını taşıyan kitabında, hocasının verdiği bilgilere biraz daha açıklık getirir ve der ki: sabahları esen Idyris ismindeki rüzgar Idyros adındaki nehir vadisinden şiddetle eserek (denizde) Güney ve Güneydoğu rüzgarlarıyla karışır." Bu kaynaklarda adı geçen Idyros Nehri bugünkü Ağva Deresi'dir. Bu dere bilindiği üzere Kesme Boğazı adı verilen ve doğu ucu Beydağlarına açılan dar kaya yarığından geçerek Kemer yakınlarında denize dökülür. Şu halde, Olbia adındaki kentte Idyros Vadisi'nden gelen Idyris isimli rüzgarın esebilmesi için Olbia'nın bu vadinin ovaya açıldığı bir mevkide olması gerekir.

Bu tarife en uygun yer Kemer'dir. Zira yeri bakımından Kesme Boğazı'yla doğrudan ilişkili olduğu gibi, Amasya'lı ünlü coğrafyacı Strabon'un Olbia hakkında verdiği bilgilerle de tam bir uyuşum içindedir. Strabon'a göre Olbia, Gelidonya Burnu'ndan 67 km. kadar kuzeyde, deniz kıyısında, hem liman hem de müstahkem bir kale idi. Ve kalenin bulunduğu burun Pamfilya ile Likya arasında doğal sınırı oluşturmaktaydı. Keza bu tarife en uygun yer Kemer'deki üç tarafı uçurumlarla çevrili Çalışdağ Tepesi üzerindeki Klasik- Helenistik Çağ kale kalıntılarıdır. Olbia'yı sınırlayan bir eşik olmaktadır.

Roma ve bizans çağlarında kentin Çalışdağ Tepesi'nden ovaya doğru genişlediğine tanık olmaktayız. Bunu hem Roma ve Bizans kaynakları ve hemde Kemer'de bu çağlara ait köprü, tapınak, kilise ve nekropol kalıntıları kanıtlamaktadır. Bugüne kadar Kemer'in antik Idyros kenti olabileceği düşünülmüşse de bu da yanlıştır. Çünkü Idyros, antik kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre, İ.Ö. 3.yy'da, yani günümüzden 2300 yıl önce tarih sahnesinden silinmiş bir kenttir. Bugün bu kentin izlerine arazide rastlayamayışımız bu yüzden doğaldır.Oysa Olbia, birçok antik kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre, hem Roma hem de Bizans çağları yaşamıştır. Bu da, Olbia'nın Kemer'de, Idyros'un ise bugünkü Çamyuva'da olması  gerektiğini açık bir şekilde göstermektedir.