Tip Terimleri
Posted: 0 by Atolos

DERİ KANSERİ NEDİR?

Deri kanseri, deri katmanlarında kanser hücrelerinin yerleşmesi ile oluşur. Derimiz, vücudumuzu, ışık, ısı, infeksiyon ve yaralanmalardan koruyan önemli bir organımızdır. Koruma fonksiyonu yanında su, yağ ve vitamin D depolar.

Deri başlıca iki tabakadan oluşur ve bu tabakalarda değişik hücreler yer alır. Derinin üst tabakası “epidermis” adım alır vs bu tabakada bazal hücreler, boynuzsu hücreler ve derinin rengini veren melanosit hücreleri bulunur. Deri kanserleri bu hücrelerin anarşik biçimde çoğalmasından menşe alır ve menşe aldığı hücre tipine göre sınıflandırılır. Buna göre başlıca üç tip deri kanseri vardır;

·Bazal hücreli kanserler

·Boynuzsu (skuamöz) hücreli kanserler

·Melanom (Melanositlerden menşe alan)

·Bazal Hücreli Kanserler:

En fazla görülen deri kanseri türüdür. Genellikle 40 yaşın üstünde görülür. Çok yavaş büyür ve en iyi huylu deri kanseridir. Vücudun güneş gören bölgelerinde ortaya çıkar. En fazla yüzde görülür. Kapanmayan bir yara şeklinde ortaya çıkabileceği gibi pembe, kahverengi veya deri renginde küçük bir yumru seklinde de belirebilir. Çeşitli yöntemlerle tedavi edilebilir (cerrahi, dondurma işlemi, radyoterapi gibi.) Diğer kanser türlerinden farkı çok fazla ihmal edilmemişse tam olarak tedavi edilebilmesi ve iç organ metastazı yapmamalıdır.

Skuamöz Hücreli Kanser:

En fazla yüzde görülmekle beraber vücudun herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilir. Özellikle sigara içenlerde ve pipo kullananlarda dudaklarda ve ağız içinde de görülebilir. Eski yanık zeminlerinde gelişebilir, Güneş ışınlarının da bu kanserin ortaya çıkmasında önemli rolü vardır, erken tanı konduğu zaman tedavisi mümkündür (cerrahi, radyoterapi, cerrahi+radyoterapi gibi) Geç kalınan vakalarda daha ciddi seyir gösterebilir.

Melanom:

Deriye rengim veren melanosit İsimli hücrelerden menşe alır. En fazla deride görülmekle beraber, karaciğerde, beyinde ve diğer organlarda da oluşabilir. Genellikle 40 yaşın üzerinde görülmekle beraber çocuklarda ve gençlerde de görülebilir. Bu yüzden doğumsal benleri olan çocuklar çok iyi takip edilmelidir. Mevcut benlerin üzerinden gelişebileceği gibi sağlam deri üzerinde de oluşabilir. Deri kanserleri arasında en tehlikelisi melanomdur. Ancak tümör erken evrede yakalanırsa yayılmadan uygun olarak tedavi ve takibi yapılacak olursa metastaz yapına riski son derece azalır.
DERİ KANSERLERİNİN NEDENLERİ

Güneş ışınları ve Güneş yanıkları ultraviyole oluşturacak deri kanserlerine yol açabilmektedir. Bu yüzden yaşam boyu maruz kalınan güneş ışınlarının toplam dozu çok önemlidir. Örneğin güneş altında çalışan denizciler, inşaat işçileri, tarlalarda çalışanlar ve bronzlaşmak için uzun süre güneşlenenlerin kanser riski oldukça yüksektir, insanların büyük çoğunluğu yaşam boyu alacağı ultraviyolenin %80’ini 18 yaşından önce aldığından çocukluk çağında güneşten korunmanın büyük önemi vardır, Bu amaçla anne-babalar çocukların 6 aylıktan itibaren korumaya başlamalıdırlar. Güneş koruyucu kremler kadar tişört, şapka gibi fiziksel koruyucularla bebekler ve çocuklar korunmaya alınmalıdır.
Kalıtım:

Ailelerinde deri kanseri olan bireyletin deri kanserine yakalanma riski daha yüksektir. Ayrıca kalıtsal olarak beyaz tene sahip olanlarda risk yine daha yüksektir,
Çevresel Faktörler:

Bugün yeryüzüne ulaman ultraviyole ışını 50-100 yıl öncesinden çok daha yoğundur. Ozon tabakasının incelmesi süzülen ışın miktarının azalmasına neden olduğundan yeryüzüne ulaşan ışın yoğunluğu artmıştır.

Ayrıca yükseldik arttıkça ultraviyolenin gücü de arttığından kışın yapılan kayak tatilleri de deriye ulaşan ultraviyole miktarını artırmaktadır. Bulutlar da güneş ışınlarının geçişini ancak %50 oranında azaltmaktadır.
 
DERİ KANSERİ RİSKİNİ AZALTAN TEDBİRLER

·Özellikle yaz aylarında saat 11.00-16.00 arasında mümkün olduğunca güneş altında kalmamak

·Güneş gören açık bölgelere en az 15 koruma faktörlü güneş koruyucular kullanmak

·Deniz kenarında iki saat aralıkla güneş koruyucu yinelemek, hava bulutlu olsa bile koruyucu kullanmayı ihmal etmemek

·Şapka ve ultraviyole filtreli güneş gözlükleri kullanmak

·Solaryumlardan uzak durmak

·Çocuklar güneşin zararları konusunda eğitmek

·Altıncı aydan önce bebekleri güneş ışınlarına doğrudan maruz bırakmamak

·Altıncı aydan itibaren güneş koruyucu kullanmak, öğle güneşinden uzak tutmak, mutlaka koruyucu bir giysi ve şapka ile sabah erken saatlerde ve saat 16.00’dan sonra havuz ve denizlerden yararlanmalarını sağlamak.

Çocukluk yaşlarında geçirilen güneş yanıkları ileriki yaşlardaki deri kanserlerinin en önemli nedenidir.

Deri kanserlerine erken tanı koymak için öncelikle kendi kendine muayene, edilmelidir. Bunun için deri bir boy aynası önünde gözden geçirilmeli, farklı bir gelişim görüldüğü anda doktora başvurulmalıdır. Doğumsal benleri olan çocuklar muntazam aralıklarla bir deri hastalıkları uzmanı tarafından kontrol edilmelidir.

Ailelerinde deri kanseri olanlar, sarışın, kızıl olanlar, güneşte her zaman yanan bronzlaşamayanlar, uyarıları mutlaka dikkate almalıdır. Benler mutlaka yılda en az bir kez kontrolden geçirilmelidir.


TİROİD KANSERLERİ

Bölüm : Kanser

Tiroid bezinde oluşan tiroid kanserleri oldukça seyrek görülürler. Ancak konu önemlidir. Zira tiroid kanserlerinin çoğu klinikte soğuk bir nodül şeklinde karşımıza çıkar. Tiroid nodülleri ise toplumda oldukça sık rastlanan lezyonlardır. Soliter (tek) soğuk tiroid nodüllerindeki kanser oranları %11 ile %30 arasında değişmektedir. Multinodüler (nodül sayısı 1'den fazla) guatrlarda bu oran %5 civarındadır. Soliter tiroid nodülü bulunan çocuklarda ise; kanser olasılığı %30 ile %50 arasında değişmektedir. Konunu önemi buradan kaynaklanmaktadır.

Tiroid kanserleri; papiller, foliküler, medüller, anaplastik (indiferansiye) ve nadir görülen diğer primer kanserler olmak üzere sınıflandırılabilir. Papiller ve foliküler kanserlerin seyri iyidir ve erken bir devrede tedavi edilirlerse, hastaların şifa şansı %100'e yakın olur. Anaplastik (indiferansiye) kanserler ise insan organizmasında ortaya çıkan en habis tümörlerdir. Bunlarda tedavi sonuçları pek yüz güldürücü değildir.

Tiroid kanserleri kadınlarda erkeklere nazaran 2-3 defa daha sık görülmektedir. Her yaş gurubunda görülürler. Ancak papiller kanserler çok defa genç hastalarda, foliküler kanserler orta yaşlı hastalarda ve anaplastik kanserler ise yaşlı hastalarda görülürler. Medüller kanserler herhangi bir yaşta oluşabilir, ancak en sık olarak 45 ile 50 yaşlarında ortaya çıkarlar.

 
TİROİD KANSERLERİNİN TEŞHİS VE TEDAVİSİ

Tiroid kanserlerinin teşhisinde kullanılan yöntemler, evvelce anlatılmış olan, tiroid nodüllerinin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerdir.

Tiroid kanserlerinin tedavisinde kullanılan yöntemler aşağıda belirtilmiştir:

·Cerrahi tedavi

·Tiroid hormonu tedavisi

·Radyoaktif iyot tedavisi

·Radyoterapi

·Kemoterapi

Tiroid kanserli hastaların tedavisinde, temel tedavi yöntemi cerrahidir. Eğer cerrahi tedavi uygulanmasında bir sakınca yoksa, ilk önce bu tedavi uygulanır. Diğer tedavi yöntemleri de, hasta ve hastalık ile ilgili özellikler göz önünde tutularak bir plan dahilinde uygulanır. Bu tedavi yöntemlerini bir plana dayanmaksızın karışık bir şekilde uygulamak, hastaya bir fayda sağlamadığı gibi zararlı da olur. Bundan dolayı hastaların konunun uzmanı olan bir hekime gitmeleri gerekir.

KADINLAR KENDİ MEMELERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR?

Bölüm : Kanser

Meme Kanserinin Önemi ve Erken Tanı

Kadınlarda cilt kanserleri hariç, meme kanseri en sık görülen kanserdir. Amerika Birleşik Devletleri'nde her sene yaklaşık 180.000 yeni meme kanseri olgusu ortaya çıkmaktadır. Yaşam boyunca her 10 kadından 1’inde, hayalının herhangi bir döneminde, meme kanseri gelişmektedir. Yine kadınlarda; akciğer kanserinden sonra, en çok ölüme neden olan kanser meme kanseridir. Meme kanserinin ortaya çıkmasını önleyecek herhangi bir önlem henüz bilinmemektedir. Bütün bu durumlar kadınlarımızın gözünü korkutmasın. Zira güzel gelişmeler mevcut:

·Meme kanseri erken devrede teşhis ve tedavi edildiği taktirde; hastalıktan kurtulma ve şifa oranı oldukça yüksektir (%95).

·Meme kanseri tedavi edilebilen bir hastalıktır. Son senelerde Amerika Birleşik Devletlerinde meme kanseri gelişen hasta sayısının artmasına rağmen, meme kanserinden ölüm oranlarında azalma olmuştur.

·Daha etkili tedavi yöntemleri bulunmuştur.

Meme kanserinin erken teşhisi için yapılması gereken muayeneler:

·Kadınlar kendi memelerini her ay muayene etmelidir.

·Kadınlar meme hastalıkları ile uğraşan bir hekim tarafından her sene
muayene edilmelidir. Ancak evvelce meme sorunları bulunan kadınlar üç
ayda bir muayene olmalıdır.

·Kadınlar muntazam mammografi çektirmelidir.
Kadınların Kendi Memelerini Muayene Etmeleri

Kadınların kendi memelerini muayene etmeleri çok önemlidir. Meme kanserinin erken bir devrede teşhis edilmesini sağlar. Dolayısıyla tedavide başarı şansı artar. Yirmi yaşından büyük kadınlar memelerini her ay tedavi etmelidirler. Memelerin muayenesi için en uygun zaman adet kanamasının bitiminden sonra 2. veya 3. gündür. Bu günler; memelerde şiş ve hassasiyetin en az olduğu günlerdir. Menopoza girmiş kadınlar ise; muayene için her ayın ilk günü gibi bir gün seçebilirler. Muntazam yapılan muayeneler memelerin normal yapılarının öğrenil­mesini ve oluşan bir değişikliğin erken bir devrede fark edilmesini sağlar.

Hanımlar memelerinizi muayene ederken aşağıda tarif edilen safhaları takip ediniz:

1.   Bir ayna karşısında memelerinizi gözle muayene ediniz (görsel muayene).

2.   Ayakta dururken veya banyoda yıkanırken memelerinizi elle muayene ediniz.

3.   Sırtüstü yatarken memelerinizi elle muayene ediniz

1. Bir ayna karşısında gözle muayene: Bu muayene; iyi aydınlatılmış bir odada, belden yukarısını gösteren bir ayna karşısında ve ayakta gözle yapılır. Sırasıyla aşağıdaki durumlarda memelerinizi aynadan gözlemleyin:

·Kollarınız yan taraflarda olmak üzere memelerinizi aynadan gözle muayene edin (Şekil l-A).

·Aynaya biraz daha yaklaşın, kollarınızı yukarı doğru kaldırarak ellerinizi başınızın arkasına koyun ve öne doğru bastırın. Böylece göğüs kaslarının kasılmasını sağlayınız ve sonra memelerinizi gözlemleyin (Şekil 1-B).

·Ellerinizi sıkıca kalçalarınıza bastırın, omuzlarınızı ve dirseklerinizi öne doğru alırken aynaya doğru hafifçe eğilin ve aynadan gözlemlerinize devam edin (Şekil l-C).

Ayna karşısında gözle yapılan muayenede araştırılacak değişiklikler şunlardır:

·Her iki memenin büyüklükleri arasında dikkati çekecek bir fark var mı? (Memelerden birinin diğerine nazaran biraz daha büyük olması normaldir)

·Memelerin dış hatlarında bir değişiklik var mı?

·Memelerden birinde büyüme, küçülme veya büzülme var mı?

·Memelerden birinde görülebilen bir şiş var mı?

·Meme cildi üzerinde araştırılması gerekli değişiklikler:

ü Meme cildinde: kırmızılık, morluk, genişlemiş damarlar.

ü Meme cildinde çöküntü

ü Meme cildinde portakal kabuğu görünümü

ü Meme cildinde yara

ü Meme cildinde küçük şişler

·Meme başı ve onun çevresindeki renkli kısımda (areola) araştırılması gerekli değişiklikler:

ü   Meme başı çevresindeki renkli tasımda (areola) şekil, büyüklük ve renk bakımından bir değişiklik var mı?

ü   Meme başında; genişleme, düzleşme, çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlak, kırmızılık veya yara var mı?

ü   Meme başından akıntı geliyor mu?

·Koltuk altında (veya altlarında) gözle görülen bir şiş var mı?

2. Ayakta dururken veya banyo yaparken elle yapılan muayene: Gözle
yapılan muayeneden sonra ayakta elle yapılan muayeneye sıra gelir (Şekil 2-A). Bazı kadınlar bu muayeneyi banyoda duş altında yaparlar (Şekil 2-B). Zira parmaklar ıslak ve sabunlu cilt üzerinde kaydığından muayene daha kolay olur.

Sağ memenizi sol elle ve sol memenizi sağ elle muayene ediniz. Muayeneyi meme üzerinde daireler çizerek dikkatli ve yavaş bir şekilde 2., 3. ve 4. parmaklarınızın iç yüzleri ile yapınız (Şekil 2-C ve D). Sol kolunuzu yukarı doğru kaldırın ve sağ elinizin üç parmağının iç yüzleri ile daireler çizerek tüm memeyi muayene edin. Ayrıca koltuk altını kontrol edin. Daha sonra meme başını nazik bir şekilde sıkarak bir akıntı gelip gelmediğini tespit ediniz (Şekil 3-A). Sol memenin muayenesi tamamlanınca aynı şekilde sağ kolunuzu yukarı doğru kaldırarak sol elinizle sağ memenizi muayene ediniz.


Elle yapılan muayenede araştırmanız gereken özellikler şunlardır:

·Memede bir şiş mevcut mu?

Eğer memenizde bir şiş tespit ederseniz; bunun büyüklüğü, şekli, hudutları, sert ve hareketli olup olmadığı araştırılır.

·Memede bir sertlik sahası veya bir kalınlaşma var mı?

3. Sırt üstü yatarken elle yapılan muayene: Bundan sonraki muayeneler sırt üstü yatarken yapılır (Şekil 3-B).

Sırt üstü yalnız ve önce sol memenizi muayene etmek istiyorsanız sol omuzunuzun altına küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu koyunuz. Ayrıca sol kolunuzu başınızın arkasına doğru kaldırınız. Böylece meme göğüs üzerinde yayıldığından, daha kolay muayene edebilirsiniz. Daha sonra sağ elinizin parmaklarının iç yüzleri ile daireler çizerek sol memenizi dikkatli bir şekilde muayene ediniz. Muayene edilecek bölge; yukarıda köprücük kemiğinden aşağıda meme altındaki kıvrıma ve dış yanda koltuk altına kadar uzanır. Sol memenizin muayenesi bitince, yine aynı şekilde hareket ederek sağ memenizin muayenesini yapınız. Daha önce belirtildiği gibi; memenizde herhangi bir şiş veya sertlik olup olmadığını araştırınız.

Sayın hanımlar memenizde bir şiş veya başka bir anormallik tespit ettiğiniz zaman; paniğe kapılmadan ve ihmal etmeden bu konu ile uğraşan bir hekime veya merkeze başvurunuz. Zira erken devrede teşhis ve tedavi edilen hastalarda iyileşme ve kanserden kurtulma olasılığı çok yüksektir.