Şeker Hastalığı Hakkında:
Şeker hastalığı için, şüphesiz bütün dünyada ve ülkemizde ne yazık ki çok ciddi bir sağlık sorunu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye'de yapılan çalışmalar ışığında yaklaşık 5 milyon kişinin (nüfusun yaklaşık % 7'si) bu hastalığa sahip olduğu bilinmektedir. Gene yapılan çalışmalar göstermektedir ki, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, gizli şeker vb. risk gruplarının etkisiyle hastalık oranı giderek artmaktadır.
Belkide, marjinal vakaların dışında, hastalığın (başlangıç aşamasında)bir ölüm riski taşımaması nedeniyle, hastalığa, bazı yiyecek gruplarını (şekerden imal edilmiş tatlı, içecek vs) tüketememe hastalığı olarak bakılmaktadır. Oysa şeker hastalığı her yaştan herkesi ilgilendiren bir sağlık sorunudur. Hamilelikte şeker hastalığı, annenin olduğu kadar çocuk içinde ciddi bir riskdir. Çocuklarda şeker hastalığı bulunma riskini, ebeveynlerinin birinde veya her ikisinde bulunması, bunlarda olmasa bile, aile büyüklerinde (dede, babaanne vs) bu hastalığın geçmişi bulunması artırmaktadır.Bu bakış açısı, ne yazık ki, hastalığın ilerlemesi ile birlikte, vücudun bir çok organında çok ciddi ve geri dönülemez harabiyetlere sebep olmaktadır.
Şunu unutmamak gerekir ki, diabet teşhisi konulmuş bir kişinin yapabileceği en önemli şey, hastalık hakkında olabildiğince bilinçlenmektir. Çünkü, bu bilinçlenme hastalığın kontrol altında tutulmasında en önemli unsur olacaktır. Diabet, hastalığa yakalanan kişinin hayatının bir parçasıdır ve önemli olan bilinçli bir şekilde onunla birlikte yaşamayı öğrenmektir. Şifalı bitkiler ile diyabet tedavisi gibi yöntemlerle zaman kaybetmek kişiye, kendi sağlığı açısından çok pahalıya mal olabilir. Şimdi isterseniz, şeker hastalğı (diabet)'nın ne olduğuna bir göz atalım.
Şeker Hastalığı Nedir?
Yaşamımız süresince, hareket etmeye, hareket etmek içinde enerjiye ihtiyacımız vardır. Enerjimizi besin olarak tükettiğimiz yiyecek ve içeceklerden elde ederiz. Sindirim süresince aldığımız besinler, çeşitli aşamalardan geçerek parçalanır ve şekere (glükoz) yani ihtiyaç duyduğumuz enerjiye dönüştürülerek dolaşım sistemimize dahil olur ve kan şekerimiz yükselir. Kan şekerinin yükselmesi ile birlikte, pankreasımızdan insülin salgılanması hızlanır. İnsülin, enerji ihtiyacı duyan hücrelerimizin, kandaki şekeri almasına yardımcı olur, bu sebeple, vücudumuzdaki karbonhidrat metabolizmasının düzenlenmesinde hayati anlamda önemi olan bir hormondur.
Hücrelerimiz, pankreasımızda üretilen insülin hormonunun yetersiz kalması durumunda şeker yoksunluğu yaşar. İhtiyaç duyan hücrelerin şeker alamaması kabaca, yakıtımızın bitmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, enerji ihtiyacımızı karşılayamamıza sebep olmakla birlikte, çok önemli bir problemi daha ortaya çıkarır. Bu, kan şekerimizin giderek yükselmesidir. Bu durum bir anlamda zehirlenmedir ve hücre harabiyetine sebep olur. Birçok kişinin göz ardı ettiği, önemli bir tehlikede diabet hastalığının sebep olduğu diğer sağlık problemleridir. İlerlemiş diabet hastalarında, göz problemleri (katarakt), kalp-damar (tansiyon) ve karaciğer problemleri görülme ihtimali fazladır.
Kaç Çeşit Diabet Vardır?
2 çeşit olduğu söylenebilir. Bunlar Tip 1 ve Tip 2'dir.
Tip 1'de vücudumuz ya hiç insülin üretememektedir veya ürettiği yetersizdir.
Tip 2'de ise vücudumuz insülin üretmekte fakat bunu vücudumuzun ihtiyaçları doğrultusunda kullanamamaktadır.
Şeker Hastalığı Belirtileri:
Aşırı yeme, kilo kaybı,
sabah uyanıldığında ve bütün gün süresince bitkinlik,
ciltte kuruluk ve kaşıntı,
aşırı su tüketimi,
görme problemleri(görmede bulanıklık),
yaraların doğal süreçten daha uzun sürelerde iyileşmesi,
ağızda kuruluk hissi,
bayanlarda regl döneminde kesilme,
idrar yolu enfeksiyonları belirtiler arasında sayılabilir
Diabetliler İçin Önemli Hususlar:
Bu konuda söylenebilecek en önemli şey belkide diabet hastasının ilk önce doktorunun gene kendisi olacağıdır. Ancak buradan doktorunun söylediklerine değil önce kendisinin düşüncelerine inanacağı sonucu çıkartılmamalıdır. Herşeyden önce doktorunun söylediklerini kesinlikle önemsemeli ve (şeker hastalığı ilaçları vs.) harfiyen yerine getirmelidir. Şeker hastalığı diyet ve gene şeker hastalığı beslenme ilişkisi, günümüzde çok iyi bilinmektedir. Diyabet hastaları, risk altında bulunmaları sebebiyle, böbrek ve göz hastalıkları için uyanık ve bilinçli olmalıdır. Şeker hastalığı tedavi süreci
unutulmamalıdır ki, bütün hayatı kapsayan uzun bir zaman alır. Onlar için bir başka risk taşıyan şeyde dişeti rahatsızlıkları olabilir. Bu yüzden, heryıl bir kez check-up yaptırmaları uygun olacaktır. Ancak bunu yaptırmak mümkün değilse, göz, böbrek ve dişeti rahatsızlıkları için heryıl mutlaka kontrol için doktorlarını ziyaret etmelidirler.
Bende bu hastalık yok !
Özellikle ailenizde (kendi anne ve babanızda veya yakın akrabalarınızda) hastalık teşhisi konulmuş kişiler varsa, risk altında olduğunuzu unutmayın! Gizli şeker hastalığına sahip olma riskiniz, yukarda daha önce bahsettiğimiz risk grubunda olup olmamanıza bağlıdır.
Gizli şeker, hastalığa yakalanıldığı halde, hastalık şikayetlerini görmemektir Bu dönem 8-10 yıl gibi uzun bir süreci kapsayabilir. Yapılan tahliller sonucunda kişide gizli şeker olup olmadığı kolayca anlaşılabilir. Bu durumda bilinçli olmak çok önemlidir çünkü kişi hayat tarzını ve beslenme alışkanlıklarını değiştirerek diabet hastalığından kurtulabilir.
Türkiye'de 4 kişiden birisinde (gizli şeker) bulunması, bu konuda ne kadar hassas olunması gerektiğinin en önemli göstergesidir. Burda not olarak alınması gereken bir başka şeyde, bebeklerde şeker hastalığı riski açısından, inek sütünün ilk 6 aydan önce verilmemesidir. İnek sütünün verilmesi, çocuklarda ( 6 aylık), beta hücre harabiyetine sebep olabilmektedir.
Hipoglisemi Nedir?
Bazı sebeplerden dolayı kan şekerimizin normal değerlerin çok altına düşmesidir. Çoğu kişinin düşündüğünün aksine hipoglisemi bir hastalık değildir. Vücut biyokimyamız ile alakalı bir durumdur. Konsantrasyon bozukluğu, aşırı terleme, çarpıntı, bulantı hissi gibi belirtiler görülür.
Bir kişiye hipoglisemi tanısı konulması günümüz olanakları içinde gayet kolaydır. Ancak burda dikkat edilmesi gereken önemli husus, hipogliseminin Tip 2 diabetin öncü göstergelerinden olabileceğidir. |