Beyin, Beyin Nedir? Yapısı Nasıldır?
Tıp ve teknolojideki bütün gelişmelere rağmen, bizi biz yapan insan beynini anlama konusunda daha yolun başında olduğumuz bir gerçektir. Genetik bilimindeki gelişmelerin ışığında, bazı hastalıklara veya davranış kalıplarına daha yatkın olduğumuzu da artık bilmekteyiz. Ancak bütün bunların yanında, insanın sosyal bir canlı olduğunu ve gelişimini sosyal çevresi çerçevesinde gerçekleştirdiği de gözardı etmememiz gerekir.
Zihin gelişimi konusuna başlamadan önce isterseniz beynin kısaca yapısına bir göz atalım. İnsan beyni beş loba sahiptir. Bunlar, frontal, occipital, parietal, temporal ve serebellum loblarıdır. Yapılan çalışmalar, bunların değişik fizyolojik ve duygusal aktivitelerde görev aldığını göstermektedir.
Beynimizin adeta nöronlardan oluşan bir ağ olduğu söylenebilir. Sayıları milyarları bulan ve birbirine bağlanmış nöronlardan oluşan bu ağ, birbirleri ile sürekli iletişim durumundadır. Nöronların birleşip yeni yollar oluşturmasını, bir ülkedeki yollara benzetebiliriz. Burada otobanlar olduğu gibi, küçük patika yollarda bulunmaktadır. Bu yollar, kullandığımız değişik aktiviteler ( hormonal düzenlemelerden tutun reflekslerin oluşmasına, kas hareketlerine, dilin gelişimi vs) için gerekli şekilde dizayn edilmiş ve bir anlamda gerekli araç gereçlerle donatılmıştır.
Beynimizdeki kullanılmayan yollar, aynı dünyamızda olduğu gibi zamanla körelir hatta tamamen kapanır. Peki çocuklarımızın daha zeki olması için birşeyler yapılabilirmi ? İsterseniz neler yapılabileceğine veya birşeyler yapılıp yapılamayacağına bir göz atalım.
Her şeyden önce, şunu unutmamak gerekir ki, insan beyni hergün kendini geliştirebilen muhteşem bir yapıdır. İnsan beynini keşfederken, adeta hergün yenilenen bir bulmacayı çözmek durumunda kalabiliriz. Özellikle birde işin içine psikoloji girdiğinde durum çok daha karmaşık bir yapıya dönüşebilir.
Belkide ebeveynlerin ilk başta kabul etmesi gereken şey, her çocuğun ayrı bir birey olduğu ve değişik bir psikolojik ve mental yapıya sahip olmasıdır. Bir örnek vermek gerekirse, her kilit için ayrı anahtarın olduğunu ve bu anahtarın sadece o kilit için geçerli olduğunu unutmamak gerekmektedir.
Çocukların daha zeki olması için ne yapılabilir sorusunun bir başka cevabı şüphesiz onları özellikle annenin hamilelik dönemi ile birlikte iyi ve yeterli beslenmesi olacaktır. Beyin ve fiziksel yapımızda, genetik faktörlerin önemi, şüphe götürmez bir gerçek ise, başka bir gerçekte beynimizin en baştan gelişimini tamamlası ve hayatımızın ileri dönemlerinde ise daha iyi performans göstermesinde şüphesiz beslenmenin bilimsel bir gerçek oluşudur. Özellikle beyin ve sinir sisteminin oluşumundaki, hamileliğin ilk altı ayı, oluşan yeni beyin için büyük önem arz etmektedir. Bu dönemde, balık gibi omega 3 yağ asitlerini zengin bir şekilde barındıran besinlerin tüketilmesi doğru davranış şeklidir. Anne adaylarının bu sebeple, haftada en az bir kere balık tüketmesinin gerekli olduğu söylenebilir.
Beslenme ve beyin gelişimi açısından hatta çocuğun genel sağlığı çevçevesinde söylenebilecek en doğru şeylerden birisi de, bütün otoriteler tarafından kabul gören anne sütüdür şüphesiz.
Bu konuda gözardı edilmemesi gereken bir başka husus, ne yazık ki, ülkemizdeki bayanlarların çoğunda bulunan demir eksikliği konusudur. Demir eksikliği hamilelik dönemindeki bayanların hem kendi sağlıkları ve dolayısıyla da dünyaya getirecekleri bebeğin sağlığı ve beyin gelişimi açısından önem taşımaktadır. Yetersiz beslenmede olduğu gibi, demir eksikliği de sadece çocukların değil bütün bireylerin beyin aktivitelerini olumsuz etkilediği bilimsel bir gerçektir.
Ayrıca, yeni oluşan çocuk beynini etkileyebilecek olumlu faktörler olduğu gibi, özellikle hamilelik döneminde kullanılan sıgara, alkol, uyuşturucu kullanımı gibi zararlı alışkanlıkların kesin bir şekilde çocuk beyin gelişimi üzerinde olumsuz hatta daha sonra telafi edilemeyecek derecede zararlı etkileri olabileceğini söylemek gerekir.
Oyun oynamak hakkında çoğu ebeveynin düşündüğünün tersine, oyun çocukların sadece eğlendiği bir süreç olmanın ötesinde bir kendini ifade etme yöntemidir. Ancak özgür ve kendini ifade edebilen bir beyin kendini ve dolayısıyla da bireyi tatmin edebilir.
Beynin kendini geliştirebilmesi, doğal olarak hayata dair ( oyun bile olsa) problemlerin çözümünde aktif rol oynamasından geçmektedir. Onların psiko-sosyal gelişimlerini destekleyici oyunların seçilip, teşvik edilmesi doğru olacaktır. Oyun veya oyuncak konusunda ebeveynlere düşen görev, onların yaşlarına göre oyun ve oyuncak seçimi, yeteneklerine hitap eden oyun veya oyuncaklara şans tanınması ve belkide en önemlisi bu konuda onların fikirlerini ve isteklerinide göz önüne almaktır. Oyun denildiğinde belkide bu konuda söylememiz gereken en önemli şey, anne ve bebek arasındaki yakın iletişim ve uyumun aslında bebeklerin ilk oyunları olduğudur. İnsan beyninin gelişim evresinin
çocukluğumuzun kabaca ilk beş yılı olduğu düşünüldüğünde, özellikle annenin doğumdan hemen sonra başlayacak özel ilgi ve sevgisi çok önemli rol oynamaktadır.
Görsel ve işitsel uyarılara en açık olduğu özellikle ilk 1 buçuk, 3 aylık period boyunca, çocukla görsel ve işitsel olarak iletişim kurmak, objeleri ona göstererek ( ve bunu mümkün olduğu kadar çok obje kullanarak yaparak) ve sesle nesnelerin isimlerini söylemek, çocuğun zihinsel gelişim başlangıcında kullanılabilecek önemli oyunlardan biri olabilir. Bunun için hareketli nesneler (mesela yatağının üzerinde dönen oyuncaklar), çocuğun kendi varlığını keşfedebilmesi için karşısına tutulacak bir ayna, değişik sesler ( çıngıraklı zil, parmak şaklatma) birer araç olabilir. Sadece işitsel ve görsel egzersizlerin yanında diğer duyulara hitap eden ( örneğin çocuğa değişik kokuların varlığını duyumsatmak vs) uygulamalarda göz ardı edilmemelidir.
Daha sonraki evrelerde, özellikle anlaşılır şekilde konuşmaya başladıktan sonra, çocukları kitaplarla tanıştırmak ve onlara kitap okumak, beyin gelişimi açısından onlara verilebilecek desteklerden belkide en önemlilerindendir.
Bütün bunların yanında ebeveynlerin yapabilecekleri en önemli şeylerden biriside, sürekli olarak onlara, onların birey olduklarını, kendi problemlerini isterlerse kendilerinin çözebileceklerini, ve bunun için yeterince güçlü olduklarını hissettirmek ve onların sahip oldukları becerileri sürekli geliştirmek için onlara yol açmaktır. |