MAY-HOSTING EMLAKCİLAR PLATFORMU
 
  Ana Sayfa   Emlak Yardim   Emlak Kredi   Emlak İller   Üyelerimiz   İrtibat
   
        İstanbul Emlak İlanlar
        Ankara Emlak İlanlar
        İzmir Emlak İlanlar
        Antalya Emlak İlanlar
        Diğer Emlak İlanlar
        VİP Emlak İlanlar
        Emlak İlanlar Haritasi
   



   
        Bedava Website
        Konut Alirken Dikkat
        40 Prüf Noktalar
        Gayrimenkul İlanlar
        Emlak Hukuk
        Emlak Mortgage
        Borsa Nedir ?
   
SEO Textlinks - phpLD Support Deutschland - Seo Webkatalog Info - Seo Webverzeichnis - Spamfilter 24 - Webkatalog - phpLD DEMO - phpLD Support Germany

DESIGN-TR.NET bedava BackLink ve PageRank servis
SEO Web Kataloğu
   
        NaRtAnE.cOm
        Site ekle
        Deprem Vergisi
        www.siteekle.web.tr
        Webkatalog
        Pagerank-Submitter
        Merkez Banka
  emlak links


   
        Antalya Daire
        Antalya Villa
        Antalya Duplex
        Antalya TRiPLEKS
        Antalya Lara
        Antalya Merkez
        Antalya Aksu
   
Emlakboks Toplist
   
        Antalya Kiralik
        Antalya Satilik
        Antalya Kooperatif
        Antalya Emlakcilar
        Antalya ilanlar
        Antalya Hotel
        Antalya Dükkan
   


   
        Firma Rehberi
        Sanalsektor.com
  Exact Property Manage.
        EMLAKCILAR REHBER
        Josh`s Sanctum
        Webkatalog.TK
  Resources - Link Exchange
   

Ranking-Hits avencia.de  Pagerank - Ranking Anzeige mit Topliste nach Hits www.pagerank-suchmaschine.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar www.ec4.de - Ihre Pagerankanzeige im Netz visitbox.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar l1d.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar pagerank-ajatholla.de - Pagerank Anzeige ohne Toolbar SweetData-LinkTausch - Pagerank Anzeige ohne Toolbar
Yiyecek - MP3 Articles
Bedava Site Ekle
Özel Siteler .

Banka’nın unvanı neden “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası”dır?

 

11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun (Mülga) ile Bankamız "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" unvanı altında özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve özel sermayenin de katıldığı bir anonim ortaklık olarak kurulmuştur. Bu düzenlemeyle Devletten ayrı ve bağımsız olduğu hususuna özel bir önem verilmiştir.
Bu amaç çerçevesinde, Banka'nın kuruluş kanunu tasarısında adı "Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak öngörülmüşken, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonu'nda uluslararası ilişkiler de düşünülerek "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak değiştirilmesine karar verilmiş; Banka'nın bağımsızlığını vurgulama amacı güdülerek "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresine ve kısaltılmış şekli olan "T.C."ye özellikle yer verilmemiştir. Kanun koyucu tarafından Banka'nın Devlete ait bir kuruluş; bir kamu kuruluşu olduğu izlenimi vereceği endişesiyle bundan özenle kaçınılmıştır.
Halen yürülükte bulunan 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 1. maddesinde de, Banka'nın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişiliği ile unvanı "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak aynı şekilde korunmuştur.

Merkez Bankası bir kamu kuruluşu mudur?

Hayır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 1211 Sayılı Kanunla kurulmuş, bu kanunda açıklık olmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir.

Merkez Bankası Hissedarları Kimlerdir?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hisseleri (A), (B), (C) ve (D) sınıflarına ayrılmıştır.
(A) sınıfı hisse senetleri münhasıran Hazineye ait olup, sermayenin yüzde ellibirinden aşağı olamaz.
(B) sınıfı hisse senetleri Türkiye’de faaliyette bulunan milli bankalara tahsis edilmiştir.
Hisse senetlerinin en çok 15 000 adeti, (C) sınıfı hisse senedi olarak, milli bankalar dışında kalan diğer bankalarla imtiyazlı şirketlere tahsis edilmiştir.
(D) sınıfı hisse senetleri Türk ticaret müesseselerine ve Türk vatandaşlığını haiz tüzel ve gerçek kişilere tahsis edilmiştir.

Merkez Bankası tarafından ilan edilen gösterge niteliğindeki kurların, tatillerde geçerlilik sistemi nedir?  

Bankamızca her işgünü saat 15:30’da gösterge niteliğinde kurlar belirlenmekte ve ertesi gün Resmi Gazete'de yayımlanmaktadır. Ancak, bu kurlar hiçbir kişi ve kurumu bağlamamakta, belirlendikleri günü takip eden işgünü Bankamızın bazı gişe işlemlerinde ve muhasebe amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bankamız dışındaki gerçek ve tüzel kişiler arasındaki işlemlerde hangi kurun uygulanacağı hususu ise tamamen bu kişilerin kendi iradelerindedir.
Bu çerçevede, resmi tatil, hafta sonu ve yarım işgünü çalışılan günlerde, bir önceki tam işgünü belirlenmiş olan gösterge niteliğindeki kurlar geçerlidir.

Merkez Bankası’ndan döviz alınabilir mi?

Merkez Bankası veznelerinden gerçek kişilere döviz alış ve satış işlemi yapılmamaktadır.

Merkez Bankası’nda hesap açtırılabilir mi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası nezdinde, sadece yurt dışında oturma veya çalışma izni ya da hakkı bulunan, geçerli T.C. Pasaportuna veya "Belge"ye sahip gerçek kişiler “hesap” açtırabilirler.
Konuyla ilgili detaylı bilgiye http://www.tcmb.gov.tr/iscidvz/start.htm adresinden ulaşabilirsiniz.  

Süper Döviz Hesabı açtırmak için gerekli şartlar nelerdir?

Konuyla ilgili detaylı bilgiye http://www.tcmb.gov.tr/iscidvz/start.htm adresinden ulaşabilirsiniz. 

Internet Sayfasında yer alan kitaplara nasıl sahip olunur?

Merkez Bankası yayınlarının dağıtımı stoklarımızla sınırlı olup,  basıldıklarında ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilmektedir.  Talep ettiğiniz yayın, stoklarımızda mevcut olması durumunda tarafınıza gönderilecektir.
Bu tür talep ve sorularınız için Internet sitemizde Kütüphane bölümünü ziyaret edebilirsiniz.

Miras yolu ile intikal eden Merkez Bankası hisse senetlerinin devri nasıl olur?

Merkez Bankası hisse senetlerinin veraset yolu ile intikalinde;
Hisse senetlerinin aslı 
Veraset ilamının aslı 
Hisse Senetlerinin veraset ve intikal vergisi ile ilişiği bulunmadığına dair vergi dairesinden alınacak yazı 
ile birlikte, tüm varisler veya yetkili vekillerinin Merkez Bankası şubelerine, Merkez Bankası şubelerinin bulunmadığı yerlerde ise T.C. Ziraat Bankası şubelerine başvurmaları gerekmektedir.

TEFE, TÜFE ve Yıllık enflasyon verilerine nereden ulaşılabilir?

TÜFE, TEFE, Yıllık enflasyon oranları ve diğer ekonomik istatistiklere Merkez Bankası anasayfası üzerinden “İstatistiki Veriler” (EVDS) bölümünden  ve internet sitemiz ana sayfasında diğer göstergeler bölümünden ulaşılabilmektedir.
Emisyon Nedir? Emisyon hacmini belirleyen ekonomik göstergeler nelerdir?
Kelime anlamı olarak emisyon; çıkarmak, yaymak, ihraç etmek, dolaşıma sokmak gibi anlamlara gelmektedir. Bir ülkede, kağıt para, tahvil ve bono, hisse senetleri gibi  değerlerin ilk kez piyasaya sürülmesine emisyon denir.
Emisyon hacmi ise, Merkez Bankası tarafından ihraç edilen (piyasaya sürülen) banknotların toplam tutarını ifade etmekte, “Tedavüldeki Banknotlar” olarak da adlandırılmaktadır. Bu paralar ya bireylerin elinde, ya da bankaların kasalarında nakit olarak tutulur. Emisyon hacmi temel olarak bireylerin para talebi tarafından belirlenmektedir. Para, işlem, ihtiyat ve spekülasyon amaçlarıyla talep edilmektedir. İşlem güdüsüyle para, ödemelerde gereksinim duyulduğundan, ihtiyat güdüsüyle para, beklenmedik gereksinmeler dolayısıyla, spekülasyon güdüsüyle para ise kâr fırsatları nedeniyle talep edilir. İşlem ve ihtiyat amaçlı para talebi bireylerin gelir düzeyi tarafından belirlenirken, spekülasyon amaçlı para talebi faiz oranları tarafından belirlenmektedir. Bu kapsamda, bireylerin gelirlerindeki artış ve/veya faiz oranlarındaki düşüş para talebini ve dolayısıyla emisyon hacmini arttırmaktadır. Para talebini etkileyen bir diğer faktör, enflasyonda gerçekleşen veya gerçekleşmesi beklenen değişmelerdir. Bir ekonomide enflasyon ne kadar yüksekse, para talebi o kadar düşük gerçekleşecek, bu da emisyon hacminin daralmasına neden olacaktır. Enflasyon bekleyişlerinde bozulma da, bireylerin ellerinde daha az para tutmak istemelerine neden olarak emisyon hacmini azaltacaktır. Bunlara ek olarak, para teknolojisindeki gelişmelere bağlı etmenler de bireylerin para talebi üzerinde belirleyici olmaktadır. Örneğin, kredi kartı kullanımlarının artması para talebini azaltmakta ve bu da emisyon hacmini daraltmaktadır. 
Emisyon hacminin bir diğer belirleyici ise emisyon arzıdır. Merkez Bankası’nın para politikaları uygulamaları kapsamında gerçekleştirdiği çeşitli işlemler emisyon arzı üzerinde etkili olmaktadır. Bu kapsamda, Merkez Bankası’nın açık piyasa işlemleri ile devlet tahvilleri ya da hazine bonoları alıp satması, ihaleler ve/veya doğrudan müdahaleler yoluyla döviz alıp satması, zorunlu karşılık oranlarını değiştirmesi gibi işlemler emisyon arzını etkileyerek emisyon hacmi üzerinde belirleyici olmaktadır.

TCMB'nin en etkin uyguladığı para politikası aracı nedir?
Merkez Bankası’nın en etkin kullandığı para politikası aracı, uygulanan para politikası çerçevesinde farklılık göstermektedir. Örneğin, ülkemizde de 2000 yılında uygulanmaya başlayan ve 2001 yılının Şubat ayında dalgalı kur rejimine geçiş ile son bulan ‘Döviz Kuruna Dayalı İstikrar Programı (DKDİP)’, döviz kurunu kontrol etmek yolu ile enflasyonu düşürmeyi amaçlamaktadır. Bu programda, döviz kuru temel para politikası aracı olmuştur. Döviz kuru üzerinde baskı oluşturmamak için de Merkez Bankası bilanço büyüklüklerinden Net İç Varlıklar kontrol altında tutulmuştur. 
Bugünki durumda, para politikası hedefleri ve para politikası araçları, 2001 yılı Şubat ayından itibaren uygulanmakta olan dalgalı döviz kuru rejimini benimseyen ‘Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’ çerçevesinde belirlenmiştir. Bu kapsamda, dalgalı kur rejimi altında “örtük enflasyon hedeflemesi” olarak adlandırılan, gelecek dönem enflasyonuna odaklanan bir para politikası stratejisi uygulaması benimsenmiştir. Bu stratejide, 2002 yılında olduğu gibi, 2003 yılı sonu için enflasyon hedefi belirlenmiş; buna ek olarak, Merkez Bankası’nın temel bilanço büyüklüklerinden para tabanı için de dönemler itibariyle, enflasyon hedefi ve büyüme projeksiyonu ile tutarlı hedefler konulmuştur. Temel para politikası aracı olarak kısa vadeli faiz oranları, sadece enflasyon hedefine ulaşmak amacıyla etkin olarak kullanılmaktadır. 

EFT'nin gelişmiş olmasının ekonomiye katkıları nelerdir?

Elektronik Fon Transfer (EFT) Sistemi Türk lirası üzerinden ödeme işlemlerinin, bankalar arasında elektronik ortamda, gerçek zamanlı olarak yapılmasını ve gerçek zamanlı mutabakatını sağlayan ödeme sistemidir.

Bankacılık sektörü ve bilişim teknolojisindeki gelişmeler, bankalararası işlem hacim ve miktarının önemli ölçüde artması, elektronik bankacılık hizmetlerinin yaygınlaşması, ülke çapında elektronik bankacılık altyapısının
 

kurulmasını ve bankalararası elektronik fon transferini gündeme getirmiştir. Bu sistemde bankalar arasındaki Türk lirası fon akışları hızlı ve düzenli bir şekilde gerçekleşebilmekte, kayıtların düzenli ve sağlıklı tutulması sağlanabilmektedir. Bu sayede bankalararası yüksek tutarlı ödemelerde ve piyasa işlemlerinde kullanılır duruma gelen EFT sistemi, ödeme sistemindeki etkinlik derecesini artırmıştır. Etkin bir ödeme sistemi, gerek finansal piyasalarda gerekse mal piyasasında kıt kaynak olan sermayenin en hızlı şekilde kullanılmasına yardımcı olup ekonomideki verimliliğin artmasına katkıda bulunabilir. Günümüzde banka müşterileri de bankalarının sunmakta olduğu elektronik bankacılık servislerini kullanarak, internet üzerinden başka bankalara anında fon transferi yapabilir hale gelmişlerdir.
Paradan sıfır atılması için ne gibi koşulların oluşması gereklidir?

Banknot küpür değerlerinin yüksek olması, yüksek enflasyon olgusunun bir sonucudur. Bu nedenle paradan sıfır atıldıktan sonra yeniden üst küpürlü banknot ihracı ve nihayet paradan yeniden sıfır atılması ihtiyacının kısa bir süre sonra ortaya çıkmaması için enflasyonun kabul edilebilir bir düzeyde istikrar kazandığı bir dönem seçilmesi uygun olmaktadır. Ancak bu sayede yapılan parasal reform kendisinden beklenen yararları sağlayabilecektir.

‘TCMB faiz oranları’ ve ‘Reeskont faiz oranı’ nedir? Nasıl belirlenir? 
Merkez Bankası, ekonomideki son likidite kaynağı olarak bankalara ödünç para vermekte, ayrıca ekonominin gerekleri doğrultusunda ödünç para alabilmektedir. ‘TCMB faiz oranları’, esas olarak gecelik ve haftalık vadelerde yoğunlaşan bu işlemlere ilişkin TCMB’nin belirlediği faiz oranlarını ifade etmektedir. 
Merkez Bankası, bankacılık kesiminin geçici likidite ihtiyaçlarının karşılanması için, muteber saydığı en az üç imzayı taşımak ve vadelerine en çok 120 gün kalmış olmak şartıyla ve kendi belirleyeceği esaslar dahilinde bankalar tarafından verilecek ticari senet ve vesikaları reeskonta kabul edebilir. Reeskonta kabul edilecek ticari senet türleri ve diğer koşullar Bankaca belirlenir. Bu işlemler için Merkez Bankası tarafından uygulanan faize reeskont oranı denilmektedir. Verilecek kredilerin en yüksek sınırı ve kredi türlerine göre limitleri, para politikası ilkeleri göz önünde tutulmak suretiyle Bankaca belirlenmektedir. Merkez Bankası reeskonta kabul edebileceği senetler karşılığında avans da verebilmektedir. Ekonomideki para arzı ve kredi genişlemesi dikkate alınarak belirlenen reeskont faiz oranı, mevcut durumda uygulanan para politikası kapsamında bir para politikası aracı olarak önemini kaybetmiştir.

TCMB paranın dolaşım hızını nasıl değiştirir?
Paranın dolaşım hızı, piyasadaki para miktarının ekonomide üretilen toplam mal ve hizmetleri satın almak için yıllık bazda ortalama olarak kaç defa el değiştirdiğini gösterir ve ekonomide yaratılan Gayri Safi Milli Hasıla’nın para miktarına bölünmesiyle elde edilir. Paranın dolaşım hızı, temel olarak, bireylerin para talebinde değişime neden olan gelir ve faiz değişimlerinden etkilenmektedir. Merkez Bankası paranın dolaşım hızını, para talebinde değişikliğe neden olan faiz oranları ve gelir düzeyini etkilediği ölçüde değiştirebilir. Merkez Bankası, para basma imtiyazını elinde bulundurduğu için paranın miktarını belirleyebilir. Ekonomideki para miktarındaki değişiklikler, paranın dolaşım hızında değişiklikle sonuçlanan faiz oranı ve gelir kaymalarına neden olmaktadır. Kısa dönemde, Merkez Bankası’nın para arzı miktarında gerçekleştirdiği bir artış, faiz oranlarını düşürecek, bu da paranın dolaşım hızının düşmesine neden olacaktır. Paranın dolaşım hızını etkileyen bir diğer factor, fiyat düzeyindeki gerçekleşen ve gerçekleşmesi beklenen değişmelerdir. Fiyat artış hızı (enflasyon) yüksek olan bir ekonomide paranın dolaşım hızı da yüksek olacaktır. Merkez Bankası, para politikası uygulamaları ile birlikte enflasyon oranını ve enflasyon bekleyişlerini etkileyerek, dolaylı da olsa, paranın dolaşım hızını değiştirebilmektedir.

TCMB, BDDK ile nasıl bir ilişki içindedir?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Bankalar Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın, Kanunda gösterilen yetkiler çerçevesinde düzenlemeler de yapmak suretiyle uygulanmasını sağlamak, uygulamayı denetlemek ve sonuçlandırmak, tasarrufların güvence altına alınmasını temin etmek ve Kanunla verilen diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak üzere kurulmuş bulunmaktadır. 
BDDK’nın faaliyete geçmesinden önce, 31.8.2000 tarihinde, mali piyasalardaki güven ve istikrarın teminine yönelik olarak Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı (Müsteşarlık) ve BDDK arasında bu kuruluşların kendi görev, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde yapılacak işbirliği ve politika uyumunu sağlamak amacıyla bir İşbirliği Protokolü imzalanmıştır. 
Mali piyasaların ve finansal sistemin izlenmesine ilişkin olarak Kanununun verdiği görevlerle ilgili olarak Merkez Bankası, bankalar ve özel finans kurumlarının denetim ve düzenlenmesinden sorumlu BDDK ve Hazine Müsteşarlığı arasındaki işbirliği ve bilgi paylaşımı, mevcut Protokol ve ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenen ek Protokoller ile sürdürülmektedir. 

Bankaların TCMB'ye getirdikleri mevduat karşılık oranı neye göre belirleniyor?
Zorunlu karşılıklar, temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olan Bankamızca, bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olarak uygulanan para politikaları çerçevesinde kullanılan bir para politikası aracıdır. 
1211 sayılı Bankamız Kanununun 40’ıncı maddesi çerçevesinde, Bankamız nezdinde açılan bir hesapta nakden tesis edilen zorunlu karşılıkların oranı, zorunlu karşılığa tabi yükümlülüklerin kapsamı, vb. gibi uygulamaya yönelik her türlü usul ve esaslar Bankamız Tebliğleri ile belirlenmektedir.
Yürürlükteki tebliğlerimize göre bankalar ve özel finans kurumlarının  Türk lirası ve yabancı para mevduat ile diğer yükümlülüklerine uygulanan zorunlu karşılık oranlarının belirlenmesinde esas olarak; uygulanan para politikası doğrultusunda gerçekleştirilmesi hedeflenen parasal büyüklükler ve piyasanın likidite durumu belirleyici olmakta, bunun yanında Bankamızın rezerv durumu ve tasarruf sahiplerinin Türk lirası ve yabancı para mevduat tercihleri gibi  hususlar da göz önünde bulundurulmaktadır.
Türkiye -IMF ilişkilerinde Merkez Bankası’nın rolü nedir?

Türkiye, Uluslararası Para Fonu (IMF)’ye 1947 yılında üye olmuştur. IMF Anasözleşmesi hükümleri uyarınca, her üye ülke Fon ile ilişkilerini Hazine, Maliye Bakanlığı ve Merkez Bankası aracılığı ile sürdürmek zorundadır. Türkiye’nin IMF ile ilişkilerinde “mali ajan” görevini Hazine Müsteşarlığı yerine getirmektedir. Merkez Bankası ise; IMF varlıklarının, nezdindeki I ve II no.lu hesaplar ile “Menkul Kıymet” hesaplarında yer almasının temininden (muhafaza kurumu) sorumludur.
Merkez Bankası Başkanı IMF’nin en yetkili organı olan Guvernörler Kurulu’nda, Türkiye’yi Guvernör Vekili sıfatıyla temsil etmektedir. 
Stand-by düzenlemeleri IMF tarafından üye ülkeye, Genel Kaynaklar Hesabından belirlenmiş bir tutarı belirli bir sürede kullanma imkanı sağlar. Bu kapsamda verilen niyet mektupları, ülke adına Ekonomiden Sorumlu Bakan ile Merkez Bankası Başkanı’nın imzasını taşımaktadır.  Söz konusu niyet mektubu, ülkenin IMF ile uygulayacağı program çerçevesinde takip edeceği politikaları, bu politikaları uygularken kullanacağı araçları ve ulaşacağı hedefleri ortaya koyan ve IMF Başkanı’na hitaben yazılan bir belgedir.

TCMB diğer ülke merkez bankaları ile nasıl bir ilişki içindedir?

Türkiye, içinde bulunduğu coğrafi konum itibariyle, bölge ülkeleri ile yakın ilişkiler sürdürürken, TCMB’nin de diğer merkez bankaları ile olan ilişkileri yoğunlaşmakta ve yakınlaşmaktadır. Ülkemizin Avrupa Birliği’ne ve Euro Bölgesi’ne üyelik stratejisi çerçevesinde başta Avrupa Merkez Bankası ve AB üyesi ülke merkez bankaları ile olan teknik işbirliği çalışmaları sürerken, TCMB’nin merkez bankacılığı konusunda Orta Asya, Karadeniz ve Balkan ülkeleri arasındaki görece tecrübesi çerçevesinde de söz konusu ülke merkez bankaları ile teknik konularda destek, eğitim ve bilgi alışverişi de sürdürülmektedir. 
Ayrıca, küreselleşmenin dünya ekonomilerini birbirine yakınlaştırması ve bağlaması, diğer ülkelerdeki gelişmelerin dikkatle takip edilmesi zorunluluğunu doğurmaktadır. Bu çerçevede dünya ekonomilerindeki gelişmeleri yakından takip eden TCMB, gerektiğinde sadece bölge ülkeleri ile değil, dünyanın her tarafındaki ülke merkez bankaları ile bilgi alışverişinde bulunabilmektedir. 

Guvernörler Kulübü nedir? Ne zaman ve ne amaçla kurulmuştur?
Guvernörler Kulübü, Orta Asya, Karadeniz ve Balkanlar’daki üye ülke Merkez Bankaları ile ikili ilişkileri geliştirmek, bankacılık ve mali alanlarda teknik işbirliği olanaklarını araştırmak, finans ve merkez bankacılığı konularında bilgi alışverişini, eğitim koordinasyonunu ve işbirliğini gerçekleştirmek üzere kurulan bir oluşumdur. İlk kez 1997 yılında Bankamızın girişimleriyle gündeme gelen Guvernörler Kulübü fikri, 1 Mayıs 1999 tarihinde Türkiye dahil 14 üye Merkez Bankası Başkanlarının imzaladıkları protokol ile vücut bulmuş ve resmi bir hüviyete bürünmüştür. Halihazırda Kulübün üyesi olan 17 ülke : Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya, Moldova, Romanya, Rusya Federasyonu, Sırbistan-Karadağ, Tacikistan, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan’dır. 
Yukarıda bahsi geçen amaçları gerçekleştirmek üzere üye ülke Merkez Bankaları yılda iki kez Başkanlar düzeyinde toplanmakta ve bu toplantılarda üye ülkelerde uygulanan para politikaları ve karşılaşılan sorunlar tartışılmakta, istatistiki bilgi alışverişinde bulunulmaktadır. Ayrıca, yılda bir kez uzmanlar düzeyinde bir toplantı gerçekleştirilmektedir. Söz konusu uzmanlar toplantılarında, Merkez Bankacılığı, para ve kur politikaları, bankacılık, enflasyon hedeflemesi gibi konular tartışılmaktadır. 
1998-2000 yılları arasında Kulüp Başkanlığı’nı ve ev sahipliğini yürüten Bankamız, 2001-2002 yılları için bu görevlerini Yunanistan’a devretmiştir. 2003-2004 yıllarında ise Romanya Dönem Başkanlığı ve ev sahipliği görevini üstlenmiştir.
2005-2006 yıllarında Dönem Başkanlığı ve evsahipliği görevlerini Rusya Federasyonu devralmıştır. Bu bağlamda son olarak 27 Mayıs 2005 tarihinde St. Petersburg'da Başkanlar düzeyinde bir toplantı düzenlenmiştir. Yılın ikinci toplantısının ise 2005 Kasım ayı içerisinde Moskova'da yapılması planlanmaktadır.

AB’ye girmemiz durumunda tek bir merkez bankası altında olacak mıyız? TCMB’nin iç yapısı ve işlevlerinde ne gibi değişiklikler olması söz konusu?
Avrupa Birliği ile Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB) birbirinden ayrılmaktadır. AB üyesi olmak otomatik olarak EPB üyesi olmak anlamına gelmemektedir. Ülkeler AB üyesi olduktan sonra, ilk olarak EPB’ye üye 12 ülkenin merkez bankaları ve Eurosistem dışında kalan üç ülkenin (İngiltere, İsveç ve Danimarka) merkez bankalarından oluşan Avrupa Merkez Bankaları Sistemi’ne (AMBS) dahil olmaktadırlar. AMBS’nin başlıca görevleri Euro alanının para politikasını belirlemek ve uygulamak, döviz işlemlerini yapmak, üye ülkelerin döviz rezervlerini tutmak ve yönetmek ve ayrıca ödeme sistemlerinin aksamadan işlemesini sağlamaktır. AB’ye üye olan ülkeler Maastricht Kriterlerini yerine getirdikleri zaman EPB’ye üye olmaktadırlar. Bu ülkeler EPB’e üye oldukları zaman bağımsız para politikası yapma yetkisini AMB’ye devretmektedirler.
Euro Bölgesi para politikası AMB tarafından belirlenmekte, uygulanması da AMB’nin denetiminde üye ülke merkez bankalarınca gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede, Türkiye  EPB’ye üye olduğunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da Eurosisteme dahil olan diğer ülkeler gibi para politikasını belirleme yetkisini AMB’ye devredecek ve hedefi Euro bölgesinde fiyat istikrarı olan AMB’nin operasyonlarını yürüten bir birim olarak görev yapacaktır. Bankamız, AMB’nin direktif ve tavsiyelerine göre hareket edecek olmakla beraber işlerliğini yitirmeyecek, kaynak tahsilatı, kredi dağıtımı, ödeme sistemleri yönetimi, finansal istikrarın sağlanması vb, gibi kendi alanında yetkilerini koruyarak etkinliğini sürdürecektir. 
AMB’de bugünkü yapı korunduğu takdirde, TCMB Başkanı aynı zamanda AMB’nin para politikasını belirleyen üst karar organı olan Yönetim Konseyinin bir üyesi olarak yerini alacaktır. TCMB para basma yetkisi ile beraber, döviz rezervlerini ve altınlarının bir kısmını da AMB’ye devredecek ve karşılığında AMB’nin hissedarı olacaktır. 
Bu süreçte, AMB standardına uyum konusunda, TCMB’nin muhasebe sistemlerinden, istatistiki raporlama yöntemlerine kadar birçok değişiklikler yapması gerekecektir. Bu konulardaki çalışmalar hali hazırda AMB ile ortaklaşa sürdürülmektedir.

Türkiye-Dünya Bankası (IBRD) ilişkilerinde Merkez Bankası’nın rolü nedir?
Dünya Bankası (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası – IBRD - The International Bank for Reconstruction and Development) Ana Sözleşmesi uyarınca, üye ülkeler Banka ile ilişkilerini Hazine veya Merkez Bankası benzeri bir “mali ajan” aracılığıyla yürütmek zorundadır. Bu bağlamda, Türkiye’yi Dünya Bankası ile ilişkilerinde Hazine Müsteşarlığı temsil etmektedir. TCMB de Dünya Bankası varlıklarının, nezdindeki hesaplar ile “Menkul Kıymet” hesaplarında yer almasının temininden (muhafaza kurumu) sorumludur.
Dünya Bankası’ndan Hazine Müsteşarlığı’nca sağlanan kredi ve hibelerin, devir/tahsis edildiği kuruluşlar tarafından yapılan çekim ve kullanımlarının, büyük bir kısmı Hazine Müsteşarlığı adına Bankamız nezdinde tesis edilen özel döviz hesaplarında izlenmektedir. Söz konusu kredilerin geri ödemeleri ise, karşılığı Türk liraları Hazine Müsteşarlığı tarafından ödendikten sonra, Bankamız tarafından yapılmaktadır. 
Türkiye’nin Dünya Bankası’nın yan kuruluşları olan IDA (International Development Association), MIGA (Multilateral Investment Guarantee Agency) ve GEF’e (Global Environment Facility) olan taahhütleri ile ilgili nakit ödemeler, bonoların muhafazası ve bonolardan nakte çevirme işlemleri, Hükümetin mali ajan ve haznedarı sıfatları  ile Merkez Bankası’nca gerçekleştirilmektedir.

Yasal Faiz Oranları
Bankamızın 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da yer alan kanuni faiz ve temerrüt faizi oranlarını belirleme konusunda herhangi bir yetkisi bulunmamakta, konunun Bankamızla bağlantısı, 3095 sayılı Kanun'un Bankamız reeskont ve avans faiz oranlarına yaptığı atıftan kaynaklanmaktadır.
Diğer taraftan, 3095 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde yapılan değişiklikle Bankamız reeskont faiz oranlarına yapılan atıf 01 Mayıs 2005 tarihi itibariyle kaldırılmış olup kanuni faiz oranı 01 Mayıs 2005 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %12 olarak belirlenmiştir. Bakanlar Kurulu'nun 19 Aralık 2005 tarih ve 2005/9831 sayılı Kararıyla kanuni faiz oranı 01 Ocak 2006 tarihinden geçerli olmak üzere %9'a indirilmiştir.
3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası ile Bankamız avans faiz oranlarına yapılan atıf ise halen yürürlüktedir.
3095 sayılı Kanun ve konuyu düzenleyen ilgili Kanun maddelerinin uygulaması ise T.C. Adalet Bakanlığı'nın görev alanına girmektedir.
Bankamızca vadesine en çok üç ay kalan senetler karşılığında yapılan reeskont işlemlerinde uygulanan yıllık iskonto faiz oranları ile avans işlemlerinde uygulanan yıllık faiz oranlarına "tcmb.gov.tr" adresli internet sitemizin "Hızlı Erişim" bölümünden ulaşılabilecektir.

AB'ye uyum sürecinde TCMB'ye düşen görevler var mıdır?
Maastricht Anlaşmasının 109. maddesi ve Avrupa Merkez Bankaları Sistemi (AMBS) ve Avrupa Merkez Bankası (AMB) Statüsünün 14. maddesinin 1. bendinde, “Her üye ülke, en geç AMB’nin kuruluşuna kadar, ulusal merkez bankaları kanunları da dahil olmak üzere ulusal kanunlarını bu Antlaşma ve bu Statü ile uyumlu hale getirilmesini sağlar” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla, AB’ye girmeden önce, TCMB Kanununun da AMBS Statüsüne tam uyumlu hale getirilmesi gerekecektir.
1211 Sayılı TCMB Kanununda, 25 Nisan 2001 tarihli ve 4651 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle AMBS Statüsüne uyum konusunda önemli mesafe kaydedilmiştir. Gerçekleştirilen bu değişikliklerle, TCMB’nin temel amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğu hükme bağlanarak, mevcut yapı, kurumsal, bireysel, işlevsel ve finansal açıdan daha da güçlü kılınmıştır. Böylece, temel olarak, TCMB, bağımsız bir yapıya kavuşturulmuştur.
Emisyonu gerektiren kriterler nelerdir?

Bankamız Kanunu’nun 36’ncı maddesi uyarınca,
Ticari senet ve vesikaların reeskonta ve avansa kabulü işlemleri,
Açık piyasa işlemleri,
Altın ve dövizle ilgili işlemler

Emisyon gerektiren kriterler arasında yer almaktadır.

Para basmanın maliyeti nedir ve bu maliyet hangi kriterlere göre, nasıl değişmektedir?
2006 yılında Ocak-Haziran ayları arasında üretimi tamamlanan banknotların ortalama birim maliyeti yaklaşık YTL.0,07 (7YKr) olarak gerçekleşmiştir.
Banknot maliyetlerini etkileyen faktörler:
Girdi Maliyetleri
            İşgücü, hammadde, diğer gider (amortisman, enerji, su, bakım-onarım, vs.) gibi üretim girdilerinin fiyatlarındaki değişimler ile ithal girdilerin kullanımı nedeniyle döviz kurlarındaki değişimler banknot birim maliyetlerini etkilemektedir.
Üretim Miktarı
            Bina, makina, teçhizat ve personel gideri gibi maliyetler göz önünde bulundurulduğunda, üretim miktarındaki artışlar birim maliyetlerde düşüşe, azalışlar ise birim maliyetlerde artışa neden olmaktadır.
Basım Özellikleri
            Tedavülde olan banknotların basım özellikleri farklı olup teknik ve güvenlik donanımı gibi faktörler birim maliyetleri etkilemektedir.

 

Paranın tedavülden kaldırılması süresi neye göre belirlenmektedir?

Dolaşımda aynı emisyon grubunda altıdan fazla kupür çeşidi bulunamaz. Dolaşımdaki kupür çeşidi altı iken yeni bir banknot çıkarıldığında en küçük kupürlü banknot dolaşımdan kaldırılır.

Tertip değişikliği nedir? Nasıl yapılır?

Dolaşımdaki banknotların grafik, tasarım ve boyutları dışında; yetkili imzalarında, motif veya renklerinde, kullanılan baskı tekniklerinde, güvenlik özelliklerinde yapılacak değişiklikler tertip değişikliğini ifade eder.

Emisyon grubu nedir?
Portre dahil belli bir grafik tasarım anlayışı ve boyut düzeni içinde dolaşıma çıkarılacak banknot serisine emisyon grubu denir.

TCMB sermaye artırımına nasıl gider?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 1211 sayılı Kanun ile Esas Mukavelesi’nin 5 inci maddesine göre ancak Hükümetin onayı ile sermaye artırımına gidebilir. Banka’nın en üst organı Genel Kurul’un da onayı sonrasında sermaye artırımı Ticaret Siciline tescil ettirilerek, Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlanır.

TCMB'nin hukuki statüsü nedir?
Banka, Türkiye’de banknot ihracı imtiyazına tek elden sahip ve 1211 sayılı Kanun’da yazılı görev ve yetkileri haiz olmak üzere “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” unvanı altında anonim şirket-özel hukuk tüzel kişisi olarak kurulmuştur. 
Banka, 1211 sayılı Kanun’la kendisine verilen görev ve yetkileri kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır. Nitekim, Banka’nın temel amacı fiyat istikrarını sağlayabilmek için,
Para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını kendisinin belirlemesi;
Banka yöneticilerine görev güvencesi sağlanması,
Hazine’ye ve kamu kurum ve kuruluşlarına avans vermesi, kredi açması ve bu kuruluşların ihraç ettiği borçlanma araçlarını birincil piyasadan satın almasının yasaklanması,
bağımsızlığının göstergesidir.

TCMB denetleniyor mu? Nasıl?
TCMB gerek kurum içi organlar gerekse dış denetim kurumları tarafından  denetlenmektedir. 
1211 Sayılı TCMB Kanunu’nun 23. ve 24. maddelerinde yer aldığı şekliyle (TCMB’nin bir A.Ş. olması nedeniyle Türk Ticaret kanununda yer aldığı şekliyle) TCMB Denetleme Kurulu tarafından denetlenmektedir. Bir üyesi (A) sınıfı hissedarlarca, bir üyesi (B) ve (C) sınıfı hissedarlarca, bir üyesi de (D) sınıfı hissedarlarca 3 yıllığına Genel Kurul tarafından atanan 
Denetleme Kurulu’nun sorumlulukları şu şekildedir:
“Denetleme Kurulu, Bankanın bütün muamele ve hesaplarını denetler. Başkanlık (Guvernörlük), Denetleme Kurulunun talep edeceği bütün malümat ve vesikaları vermekle yükümlüdür. Denetleme Kurulunun yönetme yetkisi olmayıp, mütalaalarını yazılı olarak Banka Meclisine bildirir ve bir kopyasını da Başbakanlığa verir. Kurul yıl nihayetinde muamele ve hesaplar hakkında hazırlayacağı raporu Genel Kurula arz eder.......”
Bankanın geçmiş faaliyetleri mevzuata uyum ve soruşturma temeline dayalı olarak Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından teftiş edilmektedir.
2002 yılında Bankamız iç denetim fonksiyonunun güçlendirilmesi amacıyla TCMB’nin finansal ve operasyonel her türlü etkinliğini denetlemek, geliştirmek, iyileştirmek, güvence ve danışmanlık hizmeti vermek, Bankanın iç denetim etkinliklerini uluslararası denetim standartları ve en başarılı denetim uygulamaları paralelinde geliştirmek üzere İç Denetim Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Söz konusu birim TCMB’nin tüm faaliyetlerinin risk odaklı bir şekilde denetlenmesi amacıyla geleceğe yönelik muhtemel risklerin izlenerek elimine edilmesi ve iç kontrol sistemlerinin güçlendirilmesine dayalı bir yöntemle denetim faaliyetleri geliştirmektedir. 
İç Denetim Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak idare merkezinde ve şubelerde görev yapan Kontrol Elemanları aracılığı ile bankanın günlük müşterek muhafaza işlemleri dahil tüm işlemleri kontrol edilmektedir.
2000 yılından itibaren TCMB bilançosu ve gelir gider tabloları bağımsız denetimden geçirilmekte ve sonuçları kamuoyuna açıklanmaktadır.
Tüm bunların yanı sıra 1211 sayılı TCMB Kanununun 42 .maddesinde;
“Başbakan, Bankanın işlem ve hesaplarını denetlettirebilir. Başbakanlık bu hususta her türlü bilgiyi Bankadan isteyebilir. .........
Başkan (Guvernör) tarafından, Banka faaliyetleri ile uygulanmış ve uygulanacak olan para politikası hakkında her yıl Nisan ve Ekim aylarında Bakanlar Kuruluna rapor sunulur. Banka faaliyetlerine ilişkin olarak, yılda iki defa Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunu bilgilendirir.
Banka, para politikası ve hedefleri ve uygulamalarına ilişkin dönemsel raporlar hazırlar ve kamuoyuna duyurur. Raporların hangi dönemler itibariyle hazırlanacağı, kapsamı ve açıklanma usülü Bankaca belirlenir. Banka belirlenen hedeflere ilan edilen sürelerde ulaşılamaması ya da ulaşılamama olasılığının ortaya çıkması halinde, nedenlerini ve alınması  gereken önlemleri Hükümete yazılı olarak bildirir ve kamuoyuna açıklar.”
hükmü yer almaktadır.

TCMB'nin personel alımı ve hizmet içi eğitim gibi konularda izlediği politika nedir?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının eğitim politikası
Eğitimin amacı, faaliyet alanındaki hızlı değişime koşut olarak Banka’nın hedeflerini gerçekleştirmesine katkıda bulunmak üzere kurumsal ve bireysel gelişim ihtiyaçlarını karşılamaktır. Eğitim ile hizmet kalitesinin artırılması, personel performansının yükseltilmesi, personelin Banka içinde ve dışında etkin bireyler olarak yönlendirilmesi hedeflenmektedir.
Eğitim ihtiyacı, periyodik olarak yapılan ihtiyaç belirleme çalışmalarına ek olarak konjonktürel-teknolojik gelişimler sonucu ortaya çıkan değişiklikler ve yapısal değişimlere dayalı olarak belirlenir.
Belirlenen ihtiyaçlar, Banka tarafından düzenlenen eğitim programlarının yanı sıra yurt içi ve yurt dışındaki diğer kurum ve kuruluşlarca düzenlenen programlara katılımı sağlamak şeklinde de karşılanır. Banka tarafından düzenlenen eğitim programları bankacılık-meslek eğitimi, yönetim eğitimi ve genel amaçlı eğitimler kapsamında yürütülür. Yurt içi ve yurt dışında diğer kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen eğitimler ise Banka’nın görev alanına giren konularda birimlerin ihtiyacı gözönünde bulundurularak belirlenir.
Ayrıca, bu politikalar doğrultusunda mensuplarımız yurt içi ve yurt dışı lisansüstü eğitimine gönderilmekte, Banka personeli ve gerektiğinde diğer kurum ve kuruluşların da katılacağı dünya ve ülke gündemindeki konularda ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim programları düzenlenmektedir.
Banka tarafından düzenlenen eğitim programlarında içerik çerçevesinde öğretim elemanı olarak Banka personeli, diğer kurum ve kuruluşlardan yetkililer ve akademisyenler görev alır.
Diğer Merkez Bankalarıyla Birlikte Düzenlenen Programlar
Bankamız ile çeşitli ülke merkez bankaları (Bundesbank, Bank of England, Banka d’italia gibi) arasında yapılan anlaşmalar kapsamında söz konusu ülkelerde ya da ülkemizde karşılıklı programlar düzenlenmekte ve Banka personelinin katılımı sağlanmaktadır.
Gelişmekte olan ülke merkez bankaları personeli için ise Türkiye’de “Merkez Bankacılığı” eğitim programlarının yanında talepler doğrultusunda “iş başında eğitim-staj” gibi yerinde eğitim programları da düzenlenmektedir.
Ayrıca, Bank of England ve Bank of Holland ile birlikte, Guvernörler Kulübü üyesi merkez bankacılarının katılımının sağlanacağı uluslararası bir programın çalışmaları da yürütülmektedir.

TCMB Uzman Yrd., Müfettiş Yard., Araştırmacı ve Memur alımında kriterler nelerdir?
TCMB 2003 yılında yaptığı duyuruda aşağıdaki koşullara yer vermiştir:
BANKAMIZA ALINACAK MÜFETTİŞ YARDIMCISI, ARAŞTIRMACI, UZMAN YARDIMCISI VE MEMURLARDA ARANAN KOŞULLAR:
MÜFETTİŞ YARDIMCISI SINAVINA KATILMA KOŞULLARI
Yurt içinde üniversitelerin en az 4 yıllık egitim veren Hukuk, İktisat, İşletme, Siyasal Bilgiler, İktisadi ve İdari Bilimler, İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültelerinden veya Milli Eğitim Bakanlığı'nca bunlara denkliği onaylanan yurt içinde ve yurt dışındaki diğer fakülte veya yüksek okullardan mezun olmak, 
İyi derecede İngilizce bilmek,
Son başvuru tarihi itibariyle 30 yaşından büyük olmamak,
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Memurları Yönetmeliği'nin 2.maddesinde belirtilen diğer koşulları taşımak
Bankamız Müfettiş Yardımcılığı giriş sınavına daha önce bir defadan fazla katılmamış olmak,
ARAŞTIRMACI SINAVINA KATILMA KOŞULLARI
a)         Türkiye'de ya da yabancı ülkelerde en az 4 yıllık lisans öğrenimi veren yüksek öğretim kurumlarının İktisat, Ekonometri, Maliye veya İşletme programlarından mezun olmak ya da lisans öğrenimlerine bakılmaksızın bu programlarda lisansüstü eğitim yapmış olmak, 
b)         Bir yabancı dili (İngilizce, Fransızca veya Almanca) iyi derecede bilmek,
c) Son başvuru tarihi itibariyle 30 yaşından büyük olmamak, 
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Memurları Yönetmeliği'nin 2.maddesinde belirtilen diğer koşulları taşımak,
Bankamız Araştırmacı Bilim Sınavına daha önce bir defadan fazla katılmamış olmak,
UZMAN YARDIMCISI SINAVINA KATILMA KOŞULLARI
a)         Türkiye'de ya da yabancı ülkelerde en az 4 yıllık lisans öğrenimi veren yüksek öğretim kurumlarının iktisat, işletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler fakültelerine dahil programlar ile bankacılık, hukuk, muhasebe, istatistik, bankacılık ve finans, matematik, endüstri mühendisliği ile işletme mühendisliği programlarında lisans ya da lisansüstü eğitim yapmış olmak,
b)         Bir yabancı dili (İngilizce, Fransızca veya Almanca) iyi derecede bilmek,
Son başvuru tarihi itibariyle 30 yaşından büyük olmamak, 
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Memurları Yönetmeliği'nin 2.maddesinde belirtilen diğer koşulları taşımak,
Bankamız Uzman Yardımcısı Meslek Sınavına daha önce bir defadan fazla katılmamış olmak,
MEMUR SINAVINA KATILMA KOŞULLARI
a)         Türkiye'de ya da yabancı ülkelerde en az 4 yıllık lisans öğrenimi veren yüksek öğretim kurumlarının iktisat, işletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler fakültelerine dahil programlar ile bankacılık, hukuk, muhasebe, istatistik, bankacılık ve finans, matematik programlarında lisans ya da yüksek lisans eğitimi yapmış olmak,
b)         Bir yabancı dili (İngilizce, Fransızca veya Almanca) iyi derecede bilmek,
Son başvuru tarihi itibariyle 30 yaşından büyük olmamak, 
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Memurları Yönetmeliği'nin 2.maddesinde belirtilen diğer koşulları taşımak,
gerekmektedir.
Konu ile ilgili olarak bankamızın internet sitesinde ve basında yaptığı duyuruların takip edilmesi yerinde olacaktır. 

TCMB ticari bir banka olmamasına rağmen neden işçi dövizlerini toplamaktadır?
İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa’nın batı ve kuzeyinde bulunan gelişmiş ülkelere yoğun bir işçi akımı oluşmuştur. Bu bağlamda Türkiye’den de çalışmak amacıyla başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerine binlerce vatandaşımız gitmiştir. 
1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı, bunun sonucu Türkiye’ye uygulanan ekonomik ambargo ve petrol krizinin etkisiyle içinde bulunulan döviz darboğazının aşılabilmesi için, yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın tasarruflarının Ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla yurt dışındaki vatandaşlarımıza TCMB nezdinde 1976 yılında Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları, 1994 yılında da Süper Döviz Hesapları açılmasına olanak sağlanmıştır. Söz konusu hesaplar, uygun faiz getirisi, Merkez Bankası’na duyulan güven, para yatırma ve çekme işlemlerinde sağlanan kolaylıklar gibi nedenlerle ülke ekonomisine katkıda bulunmak isteyen vatandaşlarımızın yoğun ilgisiyle karşılaşmıştır.
Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesapları ve Süper Döviz Hesapları 1976 yılından itibaren, önce döviz darboğazının aşılması, daha sonra uygulanan kur rejimleri kapsamında rezerv birikimi açısından önemli rol oynamıştır. 2001 yılından itibaren uygulanan dalgalı kur rejimi çerçevesinde söz konusu hesapların rezerv birikimine ilişkin belirleyiciliği azalmakla birlikte, Ülke ekonomisine yönelik güvenin ve ekonomik istikrarın sürdürülebilir bir şekilde sağlanması için TCMB’nin sahip olduğu döviz rezerv miktarı halen önemini korumaktadır. Bu nedenle de söz konusu hesapların varlığı T.C. Merkez Bankası’nın likidite riski yönetimi açısından önemlidir. Ancak uygulanan faiz oranlarının ekonomideki gelişmelere paralel olarak düşürülmesi ile söz konusu hesapların hacmi azalmaya başlamıştır. 

KMDT/SD Hesaplarından para çekmek için düzenlenecek vekaletnamelerde hangi şartlar aranmaktadır?
Konuyla ilgili detaylı bilgiye,
http://www.tcmb.gov.tr/iscidvz/start.htm
adresinden ulaşabilirsiniz.

Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabının Süper Döviz Hesabına dönüştürülmesi ne şekilde olur?  
Konuyla ilgili detaylı bilgiye, 
http://www.tcmb.gov.tr/iscidvz/start.htm
adresinden ulaşabilirsiniz.

TCMB'nin bilançosu ile bir ticari bankanın bilançosu arasındaki farklar ve benzerlikler nelerdir?
TCMB bilançosunu, ticari banka bilançolarından ayıran temel özellikler aşağıda belirtilmiştir.
1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Kanunu’nun   4 üncü maddesi ile  Türkiye’de banknot ihraç etme yetkisi sadece Merkez Bankası’na verilmiş olup, tedavüle çıkartılan banknotlar TCMB Bilançosu’nun pasifinde yer alan “Tedavüldeki Banknotlar” kaleminde izlenmektedir.
1211 sayılı TCMB Kanunu’nun 41 inci maddesi ile, Bankamıza Hükümetin haznedarlığı görevi verilmiş olup, Türkiye’nin 1947 yılından beri üyesi olduğu Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkiler açısından, mali ajan Hazine Müsteşarlığı, muhafaza kurumu ise Merkez Bankası olarak belirlenmiştir.
Bu çerçevede, Türkiye’nin IMF’e üyeliğinden doğan mali ilişkiler (varlık ve yükümlülüklerimiz) sadece TCMB bilançosunda yer almaktadır.
1211 sayılı TCMB Kanunu’nun 61 inci maddesi gereğince, Türk lirası değerinin değişmesi nedeniyle Bankanın aktif ve pasifindeki altın ve dövizlerin yeniden değerlendirilmesi sonucu oluşan gerçekleşmemiş gelir ve giderler TCMB bilançosunun aktif ve pasifinde “Değerleme Hesabı” kalemlerinde izlenmekte olup, gerçekleşmemiş giderler bilançonun aktifinde, gerçekleşmemiş gelirler ise pasifinde gösterilmektedir. Bu gelir ve giderlerin gerçekleşmesi halinde, gerçekleşen tutarlar kar ve zarar hesaplarına aktarılmaktadır. Ticari bankalarda ise gerçekleşmemiş gelir ve giderler doğrudan kar ve zarar hesaplarına aktarılmaktadır.
** Bankamız bilanço kalemleri ile ilgili detaylı bilgilere Bankamızın web sitesindeki (www.tcmb.gov.tr) “Yayınlar/Süreli Yayınlar/Yıllık Rapor” menüsünden ulaşılabilmektedir.

TCMB karının ne kadarı Hazine'ye devrediliyor? Bu işlem anonim şirket. Kâr  dağıtım kurallarına göre mi yapılıyor?
TCMB kârı, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 60’ıncı maddesine göre dağıtılmakta olup, Bankanın yıllık safi kârı, aşağıdaki şekilde dağıtılmaktadır:
% 20’si ihtiyat akçesine,
Hisse senetlerinin nominal değerleri üzerinden, % 6 oranında ilk kar hissesi olarak hissedarlara,
Yukarıdaki yüzdeler tutarının düşürülmesinden sonra kalan miktarın en çok % 5’i, iki aylık maaş tutarını geçmemek üzere Banka mensuplarına ve % 10’u fevkalade ihtiyat akçesine,
Hisse senetlerinin nominal değerleri üzerinden Genel Kurul kararıyla en çok % 6 nispetinde ikinci kâr hissesi olarak hissedarlara.
Bu dağıtımdan sonra kalan bakiye Hazineye verilir.
Bankamız Kanunu’nun yukarıdaki hükümlerinin yanı sıra, Banka kârından ödenecek yasal vergiler de (Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi ve Fon Payı) düşülerek kalan tutar Genel Kurul onayını müteakip Hazine’ye aktarılmaktadır.
Karın dağıtımı ile ilgili detaylı bilgilere Bankamızın web sitesindeki (www.tcmb.gov.tr) “Yayınlar/Süreli Yayınlar/Yıllık Rapor” menüsünden ulaşılabilmektedir.

EFT ve EMKT öncesi işlemler ne şekilde yürütülüyordu?
EFT sistemi bankalararası ödemelerin elektronik ortamda kaydi olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir platform sağlamaktadır. EFT sisteminde bankalararasında yapılan bir ödeme işleminde ödeyen bankanın EFT hesabı borçlandırılmakta ve alan bankanın EFT hesabı alacaklandırılmaktadır. Bu işlem gerçek zamanlı olarak, anında ve geri dönülemez bir şekilde gerçekleştirilmektedir.
1992 yılında EFT sistemi kurulmadan önce bankalararası ödeme işlemleri, bankaların TCMB Şubeleri nezdinde bulunan mevduat hesapları arasında, bankaların vermiş oldukları ödeme talimatlarına istinaden, virman yapılarak gerçekleştirilmekteydi.
2000 yılında işletime alınan EMKT sistemi ise bankalararasında yapılan Devlet İç Borçlanma Senetlerine ilişkin işlemlerin elektronik ortamda kaydi olarak  EMKT merkezinde tutulan depo hesapları aracılığı ile gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bu sistem, aynı zamanda DİBS’lerin kaydi ortamda takip edilmesine imkan vermektedir. EMKT sisteminin, EFT sistemi ile olan gerçek zamanlı bağlantısı nedeniyle, DİBS alımı ve satımı ile karşılığı olan fon aktarımları eş zamanlı olarak “ödeme karşılığı teslimat” prensibi çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.
EMKT Sistemi işletime alınmadan önce, Devlet İç Borçlanma Senetlerine ilişkin işlemler bankaların TCMB İstanbul Şubesi nezdinde tutulan depo hesapları aracılığıyla gerçekleştirilmekteydi. DİBS’lere ilişkin, bankaların kendi depoları arasında aktarım ve bankalararası depo aktarımı işlemleri, bankaların talimatlarına istinaden İstanbul Şubesi tarafından yerine getirilmekteydi. Bu işlemlerin karşılığı fon aktarımları mevcut ise, söz konusu fon aktarımları için bankaların TCMB şubeleri nezdindeki mevduat hesapları arasında virman yapılmaktaydı. 1992 yılında EFT Sisteminin işletime alınması ile fon aktarımları EFT sistemi aracılığıyla gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
 EFT ve EMKT sistemlerinin işleyişine ilişkin daha detaylı açıklamalara http://eft.tcmb.gov.tr adresinden erişilebilir.

TCMB tarafından Hazineye kullandırılan kısa vadeli avans uygulaması neden kaldırıldı?
Hazine’nin finansman ihtiyacını Merkez Bankası’ndan kısa vadeli avans imkanı kullanarak karşılaması, Merkez Bankası’nın karşılıksız para basması anlamına gelmekte olup, enflasyonist baskıları artırarak uzun vadede ekonomik istikrara zarar veren bir uygulamadır. Bu nedenle, Merkez Bankası’nın temel görevi olan fiyat istikrarını sağlamak ve bu doğrultuda para politikalarını bağımsız olarak yürütebilmek prensibi ile çelişen bu uygulama, 1994 yılından başlayarak kademeli olarak sınırlandırılmış, 25.04.2001 tarihli Merkez Bankası Kanunu ile yürürlükten tamamen kaldırılmıştır.

Sabit ve esnek döviz kuru sistemlerinin avantajları ve dezavantajları nelerdir? Tercih edilirken temelde baz alınan nedir?
Genel olarak döviz kur sistemleri incelendiğinde bir uçta sabit diğer uçta da serbest dalgalı kur sistemi, arada ise sabit ve serbest dalgalı kur sistemlerinin bileşimi olan pek çok değişik kur sisteminin olduğu görülmektedir. Kur sistemleri esnek sistemlerden sabit sistemlere doğru sıralandığında; serbest dalgalı kur, yönetimli dalgalı kur, sürünen parite, sabit ayarlanabilir kur, para kurulu ve tam dolarizasyon şeklinde genel bir sıralama yapılabilir. Her döviz kuru sisteminin kendine özgü avantaj ve dezavantajları olup, hiçbir kur sisteminin bir diğerine tam bir üstünlüğünden söz etmek mümkün değildir. Herhangi bir ülkede başarılı olmuş bir döviz kuru sisteminin bir başka ülkede de başarılı sonuçlar vereceğini beklemek de anlamlı olmayıp, kur sistemlerinin her ülkenin içinde bulunduğu makro ekonomik koşullar içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 
Uygulanacak kur sisteminin seçimi ülke ekonomisinin büyüklüğü, coğrafi konumu, üretim çeşitliliği, dışa açıklık düzeyi, enflasyon oranı,  politik belirsizlik, dış şoklara karşı kırılganlık düzeyi, dolarizasyon (para ve aktif ikamesi), rezerv yeterliliği, türev piyasaların gelişmişlik düzeyi gibi birçok kritere bağlıdır. Ancak ülkelerin kendine özgü koşullarından bağımsız olarak, tüm ekonomilerde teoride “imkansız üçleme” hipotezinin geçerli olduğu söylenebilir. Bu hipoteze göre, bir ekonomi aynı anda döviz kuru istikrarı, bağımsız para politikası ve finansal serbestiyi hedefleyemez. Bir başka deyişle, dışa açık bir ekonomide hem bağımsız bir para politikası uygulamak, hem de esnek olmayan bir kur sistemini sürdürmek mümkün değildir. Dışa açık ekonomilerde, merkez bankalarının parasal hedefler ya da kur hedefleri arasında bir tercih yapması gerekir. 
Kur sisteminin seçimi kredibilite ve esneklik arasında da bir tercihe dayanmaktadır.  Esnek kur sistemleri içsel ve dışsal şokların gerektirdiği ayarlamaları döviz kurlarına yansıttığından parasal büyüklükler yabancı sermaye hareketlerinin etkisine maruz kalmamakta ve merkez bankaları bağımsız para politikası uygulama olanağı bulmaktadır. Ancak bu esneklik karşılığında merkez bankaları kredibilite kaybına uğrayabilmektedir. Buna karşılık, sabit kur sistemlerinin esnekliği azaltmakla birlikte daha yüksek bir kredibilite sağladığı kabul edilmektedir.
Esnek kur sistemleri döviz piyasalarının şeffaf ve verimli çalıştığı varsayımına göre serbest olarak belirlenen kurların temel ekonomik değişkenlerdeki gelişmeleri yansıtması ilkesine dayanmaktadır. Bu sistemlerde para politikası bağımsız olarak belirlenmekte ve döviz kurları uygulanan politikaların sonuçlarını yansıtmaktadır. 
Sabit kur sistemleri ise, döviz kurunun belirlenen başka bir ülke parası ya da birkaç ülke parasından oluşan bir sepet değerine sabitlenmesi ve döviz kurlarının değişim oranının söz konusu ülke paralarının değişim oranına bağlanması olarak tanımlanabilir. Sabit kur sistemleri döviz kurlarının çapa olarak kullanılmasıyla parasal bir disiplin sağlamaktadır.
Sabit döviz kuru sistemlerinin avantajları:
Sabit kur sistemleri, kurlar sabit olarak tutulabildiği ya da sabit tutulabileceğine olan güven azalmadığı sürece, ekonomik birimlere geleceğe dönük olarak planlama ve fiyatlama yapma olanağı tanımakta ve böylelikle yatırım ve ticaret hacminin genişlemesine yardımcı olmaktadır. 
Sabit kur sistemlerinde ekonomik birimler geleceğe yönelik ücret ve fiyatları beklenen kur artış oranına uygun olacak şekilde belirleyerek, enflasyonun düşürülmesine yardımcı olabilirler. 
Sabit kur sistemleri merkez bankalarına döviz kurlarını kendi belirlediği denge seviyesinde tutma imkanı tanımaktadır.
Finansal araçların ya da piyasaların esnek bir döviz kuru sistemini uygulamaya imkan verecek kadar gelişmediği ülkelerde, para politikası uygulamalarına disiplin getireceğinden sabit kur sistemleri uygulamak tercih edilebilir.
Sabit döviz kuru sistemlerinin dezavantajları:
Sabit döviz kuru sistemi para politikasına kısıtlar koymaktadır. Uygulanan para politikası döviz kurunun sabitlendiği ülkenin uyguladığı para politikası ile çelişmesi ve parasal hedeflerde sapmalar meydana gelmesi durumunda ortaya çıkacak istenmeyen sermaye hareketleri, merkez bankası müdahalelerini zorunlu kılabilir. Sermaye girişleri enflasyon üzerinde baskı yaratabilir, sermaye çıkışları ise rezervlerde erimeye neden olabilir.
Merkez bankası müdahalelerinin likidite üzerindeki olumsuz etkilerini dengelemek üzere ters taraflı sterilizasyon işlemleri yapması gerekebilir ve bu işlemler merkez bankalarına ek maliyetler yükler. 
Sabit kur sistemleri para otoritesinin kredibilitesinde bir azalma olması durumunda spekülatif ataklara açık hale gelmektedir. Bu nedenle, merkez bankalarının spekülatif atakları caydırabilmek için yüksek düzeyde rezerv bulundurmaları gerekmektedir. 
Sabit kur sistemlerinde merkez bankalarınca belirlenen döviz kurunun denge seviyesi olup olmadığını ve denge kurunu merkez bankasının piyasadan daha iyi belirleyip belirleyemeyeceğini kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Sabit kur sistemlerinde döviz kurları nominal olarak sabit kalsa da önemli bir gösterge ve hatta kimi zaman hedef olabilen reel kurlar değişebilmektedir.
Dış şoklar döviz kurlarına yansımamakta, etkisini işsizlik ve ekonomik faaliyetlerdeki değişikliklerle göstermektedir.
Esnek döviz kuru sistemlerinin avantajları:
Döviz kuru piyasada serbestçe belirlenmekte, mal ve varlık piyasalarında gerçekleşen ya da beklenen arz-talep değişimleri döviz kuruna yansımaktadır. 
Piyasaların tam etkin çalıştığı kabul edilirse, esnek kur sistemlerinde piyasada fiyat dengesizlikleri oluşması mümkün olmadığından spekülatif hareketlerle kâr elde edilmesi imkanı da ortadan kalkmaktadır. 
Esnek kur sistemleri içsel ve dışsal şokların gerektirdiği ayarlamaları döviz kurlarına yansıttığından parasal büyüklükler yabancı sermaye hareketlerinin etkisine maruz kalmamakta ve merkez bankaları bağımsız para politikası uygulama olanağı bulmaktadır. 
Döviz arz ve talebi piyasa tarafından dengelendiğinden merkez bankası müdahaleleri de en aza indirgenmektedir.
Esnek döviz kuru sistemlerinin dezavantajları:
Döviz kurlarının gelecekteki değerine ilişkin belirsizlikler ekonomik birimlerin geleceğe ilişkin planlama ve fiyatlamalarını sağlıklı olarak yapabilmelerini zorlaştırmaktadır. 
Döviz kuru belirsizliklerine karşı türev işlemler aracılığıyla korunma sağlamak mümkün olsa da bu tür sigorta işlemleri maliyetleri artırmaktadır.
Döviz piyasaları nadiren verimli çalıştığından döviz kurları geçici de olsa dönemsel dengesizlikler gösterebilmekte ve bu durumda spekülatif kâr olanakları doğabilmektedir. 
Ayrıca, yüksek nominal ve reel döviz kuru dalgalanmaları yanlış bir kaynak dağılımına sebep olabilmektedir.

Dalgalı kur nedir?
Döviz kuru sistemlerinin en esnek olanı, kurların hiçbir müdahale olmadan tamamen piyasada arz ve talebe göre belirlendiği serbest dalgalı kur sistemidir. Serbest dalgalı kur sistemlerinde döviz kurları uygulanan para politikasının bir politika aracı olmayıp, ekonomik gelişmelerin, uygulanan programın ve bekleyişlerin bir sonucu olarak piyasada belirlenmektedir.
Teorik olarak uygulaması mümkün gibi görünse de pratikte merkez bankaları dalgalı kur sistemlerinde de aşırı dalgalanmaları önlemek gibi amaçlar doğrultusunda zaman zaman müdahale etme gereği duymaktadırlar. 

TCMB'nin Hazine ile temel ilişkisi nedir?
Merkez Bankası Kanunu’nun 41. Maddesi uyarınca TCMB, Hükümetin mali ajanı sıfatı ile Hazine adına devlet iç borçlanma senetlerinin mali servisini yapmaktadır. Bu çerçevede TCMB, devlet iç borçlanma senetlerinin birincil piyasada ihracına aracılık etmekte, vadesi gelen senetlerin geri ödemelerini gerçekleştirmektedir. Ayrıca TCMB, Hükümetin haznedarı sıfatı ile gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Devletin tüm tahsilat ve ödemelerini, her türlü para nakil ve havale işlerini ücretsiz olarak yürütmekle görevlidir. Bunun yanı sıra Hükümetin mali ve ekonomik müşavirliğini yapma görevi çerçevesinde TCMB, iç borç yönetimi başta olmak üzere, mali ve ekonomik konularda Hazine’ye danışmanlık yapmaktadır. 
TCMB, faiz oranlarını belirlerken neleri dikkate alır?
Merkez Bankası’nın temel görevi, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 25 Nisan 2001 tarih ve 4651 sayılı Kanun ile değişik 4. Maddesinde ;
“ Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler.
Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.....”
olarak ifade edilmiş, maddenin devamında Bankanın temel görev ve yetkileri detaylandırılmıştır.
Buna göre; Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarının sağlanması olarak belirlenmiş, bu temel amaca ulaşmak için kullanılacak araçların seçimi ve uygulama şartları Merkez Bankasına bırakılmıştır. Böylece Merkez Bankası araç bağımsızlığına kavuşmuştur.
Para politikası, para arzı, kısa vadeli faiz oranları veya kurlar gibi enflasyon üzerinde belirleyici olan değişkenlerin kontrolüne dayanır. Ancak, sermaye hareketlerinin serbest olduğu ortamlarda, merkez bankaları bu  değişkenlerden sadece  birini kontrol edebilir. Türkiye’de Merkez Bankası, Şubat 2001 krizi sonrası dalgalı kur rejimine geçişle birlikte kısa vadeli faiz oranlarını fiyat istikrarı, diğer bir deyişle enflasyonun düşürülmesi temel amacı çerçevesinde etkin bir para politikası aracı olarak kullanmaktadır. 
Merkez Bankası, faiz oranlarına ilişkin kararlarını tamamen enflasyonun ileride alacağı seyre ve bu seyrin hedeflenen enflasyon ile uygunluğuna bakarak almakta ve hesap verebilirlik ile şeffaflık ilkeleri gereği olarak, bu kararının nedenlerini kamuoyuna açıklamaktadır.
Enflasyonu belirleyen temel faktörleri; (i)kurlar, (ii)üretim açığı, (iii)bekleyişler (iv)uluslararası piyasalardaki petrol ve diğer mineral fiyatları ile (v)kamu fiyatları olarak sıralamak mümkündür. Dolayısıyla, Merkez Bankası’nın faiz oranlarına ilişkin kararlarında temelde bu faktörlerin mevcut seyri ile gelecek dönemde alabileceği seyir ve bu seyrin enflasyon üzerindeki etkileri dikkate alınmaktadır. Bu çerçevede, Merkez Bankası, 
toplam arz ve talep, 
ücretler, istihdam ve işgücü birim maliyetleri,
 kamu fiyatları,
 maliye politikası göstergeleri,
 parasal göstergeler ve kredi büyüklükleri, 
döviz kuru ve ödemeler dengesi gelişmeleri,
 uluslararası mal ve finans piyasalarındaki gelişmeler,
enflasyon bekleyişlerinin seyri
gibi enflasyon üzerinde belirleyici olan değişkenlerin mevcut ve gelecek dönemdeki olası hareketlerini bir bütün olarak dikkate almakta ve çok dikkatli bir şekilde değerlendirmektedir. 

TCMB'nin kamu kurumlarına artık kredi vermemesinin nedeni nedir?

Modern merkez bankacılığı anlayışında merkez bankalarının temel görevi kamu açıklarını finanse etmek değil, fiyat istikrarını sağlamaktır. Özellikle 1980’lerden sonra gittikçe artan bir oranda bu yönde eğilim ortaya çıkmış,

tüm dünyada merkez bankaları kanunları değiştirilerek, merkez bankalarının kamuya kredi vermeleri sınırlandırılmıştır. Buradaki temel amaç, merkez bankası kaynaklarının kamu açıklarının finanse edilmesi yolunda kullanılmasının önüne geçilerek, fiyat istikrarı temel amacı üzerinde yoğunlaşmasına imkan tanımaktır. Zira, kamu açıklarını finanse eden bir merkez bankasının fiyat istikrarını sağlaması çok güçtür. Avrupa Birliği’nin ekonomik kriterleri olan Maastricht kriterlerine de uygun olan bu ilke, karşılıksız para basımını önleme açısından da son derece önemli bir bağımsızlık ilkesidir. Bu çerçevede, 25 Nisan 2001 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nda yapılan değişiklikle Bankamızın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olarak netleşmiş, Hazine’ye ve kamu kurum ve kuruluşlarına avans vermesi, kredi açması ve bu kuruluşların ihraç ettiği borçlanma araçlarını birincil piyasadan satın alması yasaklanmıştır. Böylece, Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığı da kuvvetlendirilmiştir.

TCMB uygulayacağı döviz kuru politikalarını neye göre belirliyor ve bu yetkisini nasıl kullanıyor?
1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, uygulanacak kur rejimini Hükümet ile birlikte belirlemek Merkez Bankası’nın temel görevleri arasında olup, döviz kuru politikası uygulaması ise Merkez Bankası’na aittir.
Merkez Bankası uyguladığı kur politikasını para politikası hedeflerine uygun olarak seçmekte ve uygulanan para politikalarının değişmesi durumunda kur politikasında da değişikliğe gidebilmektedir. Merkez Bankası 2001 yılı Şubat ayından bu yana, fiyat istikrarı temel amacı çerçevesinde, temel para politikası aracı olan kısa vadeli faizlerin enflasyon hedefine ulaşmak üzere kullanıldığı bir para politikası yürütmekte ve açık enflasyon hedeflemesine geçilene kadar örtük enflasyon hedeflemesi stratejisi sürdürmektedir. Merkez Bankası, uyguladığı dalgalı kur rejimine uygun olarak kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amaçlı döviz alım ya da satım işlemleri yapmamakta, sadece kurdaki aşırı dalgalanmaları önlemek amacıyla müdahale etmektedir.

TCMB'nin Hazine ihalelerindeki rolü nedir?
TCMB, Hükümetin mali ajanı sıfatı ile Hazine adına devlet iç borçlanma senetleri ihalelerini fiilen gerçekleştirmekle yükümlüdür. İhale yolu ile ihraç edilecek senetlerin özellikleri ve ihraç koşulları Hazine tarafından belirlenerek kamuoyuna duyurulmakta, ihale günü katılımcılar ihale tekliflerini Elektronik Fon Transferi (EFT) yolu ile, EFT üyesi olmayan kuruluşlar faks yolu ile TCMB’ye iletmektedirler. Ayrıca bireysel yatırımcılar, TCMB şubeleri aracılığı ile ihalelere doğrudan teklif verebilmektedirler. Tekliflerin toplanmasını takiben TCMB teklif listelerini Hazine’ye ileterek ihalede satılacak senet tutarına ilişkin Hazine’ye görüş bildirmekte, Hazine nihai satış tutarını belirlemektedir. İhale sonuçları TCMB tarafından kamuoyuna duyurulmaktadır.

Devlet tahvili ve bono piyasalarının işleyişi nasıldır?
Devlet tahvili, T.C. Hazine Müşteşarlığı tarafından 1 yıldan uzun vadeli olarak ihraç edilen Devlet İç Borçlanma Senetleridir (DİBS). Hazine bonosu ise yine Hazine tarafından ihraç edilen vadesi 1 yıla kadar olan DİBS’dir. Ülkemizde borçlanma senetleri piyasası, faiz oranlarının çok yüksek oluşu,  vadelerin kısa oluşu ve Hazine’nin yoğun borçlanma ihtiyacı sonucu Hazine borçlanma senetlerinin (diğer bir deyişle Devlet İç Borçlanma Senetlerinin) hakimiyeti altındadır. Özel kesim borçlanma senetleri yok denecek durumdadır. 
Borçlanma senetlerinin işlem gördüğü piyasalar, birincil ve ikincil piyasalar olmak üzere ikiye ayrılır. Birincil piyasalar, menkul kıymetlerin ilk defa piyasaya çıkarıldığı ve ihraç eden kuruma gereksinim duyduğu fonu sağlayan piyasalardır. Buna göre, Devlet İç Borçlanma Senetleri, Hazine adına Bankamız tarafından yürütülen ihalelerle ihraç edilir. 
İkincil piyasalar ise, menkul kıymetlerin ihraçları sonrası alınıp-satıldığı piyasalardır. Bu piyasalar, tasarruf sahiplerine ellerindeki menkul kıymetleri her an nakde çevirebilmelerine olanak tanımalarından dolayı önem taşımaktadır. Ülkemizde en aktif ve organize DİBS ikincil piyasası İstanbul Menkul Kıymetler Borsası  (İMKB) bünyesindeki Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım-Satım ve Repo-Ters Repo Pazarlarıdır. Bu piyasalara aracı kurumlar ve bankalar katılabilmekte olup, İMKB’nin kuralları geçerlidir. Bankamızın da üyesi olduğu İMKB’de katılımcılar talep ve tekliflerini gerekli tüm detayları ile İMKB sistemine gönderirler. En iyi talep ve teklif sistemde karşılaştığında belirlenen işletim kuralları çerçevesinde işlemler gerçekleşir. 
Ayrıca, Bankamız tarafından açık piyasa işlemleri kapsamında DİBS kullanılarak gerçekleştirilen kesin alım-satım ve repo (geri satım vaadi ile alım)-ters repo (geri alım vaadi ile satım) işlemleri de ikincil piyasa işlemleridir. Bankamız, para politikasının hedefleri çerçevesinde, para arzının ve ekonominin likiditesinin etkin bir şekilde düzenlenmesi amacıyla açık piyasa işlemlerini gerçekleştirir. Açık piyasa işlemleri, günümüz merkez bankacılığının en etkin para politikası aracıdır. 
Bankamız bu işlemleri kendi bünyesinde ihale ya da kotasyon yöntemiyle ve/veya İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım-Satım Pazarı ile Repo-Ters Repo Pazarına katılmak suretiyle gerçekleştirebilir.